"Şeytan insan için ne ise İngiliz derin devleti de dünya için odur." Cemil Meriç

Tarihte her dönem hükümetlerin yanında ikinci bir iktidar olarak hareket eden açık ya da gizli yapılar olmuş. Günümüzde ise iktidarların, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kurumları üzerinden yönlendirildiği ortada. Kendince bağımsız, kâr amacı gütmeyen ve elbette hesap verme zorunda da olmayan bu kuruluşlar kendi oluşturdukları yetkilerini kullanıyor, yönetimlerin politikalarını yönlendiriyorlar. Dahası fikir üretmekle yetinmeyip, sahaya iniyor, iktidarların üzerinde fiili baskı oluşturuyor, askeri alanda bile ülkeler üstü güç haline geliyorlar.

Bugün dünya siyasetini tek merkezden yönlendiren, her konuda ortak hareket ettiren merkez ise İngiliz derin devletidir. Yaklaşık 200 yıldır kurup uyguladığı planlarla Osmanlı’nın yıkımına sebep olan bu yapı, bugün de hükumet ve askeri kurumlarının içine sızmış kimi politikacıları, özel yetiştirilmiş casusları, bazı lordları ve belli medya kuruluşlarındaki gazetecileri yoluyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin parçalanması için sinsice mücadele ediyor.

Deccal’in organize ordusu olan İngiliz derin devleti, dışarıdan yıkamayacağı devletleri inançlarını zayıflatarak, birlik ve beraberlik duygularını zedeleyerek, ideallerini ve manevî değerlerini yok ederek içeriden yıkacak karanlık ve kahpece politikalar üretir.

Büyük emperyal planlar yapar bu derin yapı. Arabistan'lı Lawrence örneği, bu işi ne denli ciddiye aldığının kanıtıdır. 1882'de Osmanlı toprağı olan Mısır’ın İngiliz orduları tarafından işgal edilmesiyle başlayan dönem ve sonrasında İngiltere hep Osmanlı aleyhtarı bir politika izledi.

Daha 1900'lü yıllarda hazırlanan BOP Projesinin ve diğer birçok planın kaynağında hep İngiliz derin devleti vardır.

İngiltere eski başbakanı W. Ewart Gladstone'un İngiliz Parlamentosunda yaptığı konuşmada, Kur'an'ı eline alarak sarfettiği şu hezeyan dolu sözler bu gizli hedefin delilidir;

"Ya Kur'an'ı Müslümanların elinden almalıyız ya da Müslümanları Kur'an'dan soğutmalıyız... Türkler bu kitapla yürüdükçe medeniyete zararlıdır."

"Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz."

Yine İngiliz eski başbakanlarından Salisbury 1911 tarihli gizli bir belgede şunları söylüyor;

"... Aynı maskara Osmanlılık devam ediyor. Fanatik, cahil insanlar, barbar millet, kapitülasyonların da kalkmasını istiyorlar. Türkler daima Türk kalacaklar. Hiçbir zaman Avrupa'lılaşamayacaklar."

Lord'un 1898'de Petesburg'daki büyükelçisine gönderdiği direktif ise şöyle; "Osmanlı ülkesinin yarısında İngiltere'nin, yarısında Rusya'nın sözü geçsin." (D. Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi)

Osmanlı'ya 'Hasta Adam' lâkabını takan İngiltere'nin eski başbakanlarından bir diğeri H. H. Asquith ise şu sözlerle meydan okuyor; "Osmanlı Devleti ölüm döşeğine yattı. Dünya için bir şer ve fenalık yuvası olan bu hasta bir daha canlanamayacak." (Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi)

İngiliz arşivinden bir belgede, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Webb, İngiltere’deki bir dostuna 19 Ocak 1919’da gönderdiği bir mektupta şunları yazıyor : "Görünürde memleketlerini işgal etmediğimiz halde valilerini tayin ediyor veya görevlerinden uzaklaştırıyoruz. Polislerini yönetiyor, basınlarını denetliyor, zindanlarına girerek Rum ve Ermeni tutukluları işlemiş oldukları suçlara aldırmadan özgür bırakıyoruz. Demiryollarını sıkça denetimimizde tutuyor ve istediğimiz her şeye el koyuyoruz. Politikamız süngünün keskin ucuna dayanıyor...”

M. Kemal Atatürk, o dönem İngiliz derin devletini Nutuk'da şöyle deşifre ediyor; “İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himayesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek, İsyan ve ihtilal çıkarmak, Milli Şuuru felce uğratmak, yabancı müdahelesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi."

İngiliz Derin Devleti, bölmek istediği devlet ve milletler üzerinde çeşitli psikolojik savaş yöntemleri uygular. Tarih boyunca bu amaçla, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye üzerindeki planlarını gerçekleştirebilmek için çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Dün olduğu gibi bugün de Darwinizm, Rumilik ve eşcinselliği kullanarak dejenerasyon planlarını gerçekleştirmeye çalışıyor.

Devam edecek…