Rengârenk Gökkuşağı Yağmurdan Sonra Çıkar

Allah; O, kulları için zorluk dilemeyen. Yarattığı olayları-bize şer gibi görünüyor olsa bile- hayırla yaratan. Kullarının, Kendisine yönelmeleri için sonsuz merhametiyle zaman zaman musibetler vererek Kendisini hatırlatan Rabb’imiz..

Zorlu zamanlar, gaflet halimizi fark etmemiz için bize tanınan önemli fırsatlar. Çünkü bu sıkıntı anlarında aczimizi anlarız. Ardından vicdanımızın sesini dinlediğimizde ise, hatalarımızı görüp, düzeltmeye çalışırız.

Allah’ın üzerimizdeki merhametidir; zor zamanlarda nefsimizin sesini pek duyamayız. Geveze olan, bencil tutkularının doyurulmasını bekleyen nefsimiz değil, vicdanımızdır. Kendimizi böylece Allah’a daha yakın hisseder, daha gönülden O’na yöneliriz. İsabet eden musibeti Allah’tan başka üzerimizden kaldıracak güç yoktur. Bunun bilincinde olmak, bizi Allah’a daha yakın kılar. Ancak önemli olan, sıkıntı sona erdiğinde, gaflet içindeki yaşama geri dönmemektir.

Doğal felaketler bize aczimizi, hiçbir şeye güç yetiremediğimizi hatırlatır. Korku veren bu olaylar karşısında Allah’ın sonsuz gücünü ve ilmiyle her şeyi nasıl kuşattığını anlarız. Korkulması gerekenin yalnızca Allah olduğunu ve O’nun azabından emin olamayacağımızı kavrarız. İnsan, Allah’tan uzak yaşıyor bile olsa felaket anında yaşadığı korku, şuurunu açar ve üzerindeki gaflet örtüsünü aralayarak, gerçekleri görmesine vesile olabilir.

Gafletten kurtulabilmek için mutlaka başımıza bir musibet gelmesini beklememeliyiz. Çevremizdeki insanların yaşadığı zorlu olaylar ya da bir başka yerde yaşanan doğal felaketler de uyarıcı olmalı. Bu uyarıları önemsemeli, aynı olayın bizim başımıza da gelebileceğini düşünmeliyiz.

Yüce Allah yarattığı zorlu olaylarla, dünyaya tutkuyla bağlı olan kullarını uyarır. Öğüt alabilirsek, Allah’ın hiçbir şeyi boşuna yaratmadığını, daha da şiddetlilerini yaratmaya gücü yeten olduğunu anlayabiliriz. Dünya yalnızca imtihan amacıyla yaratılmış bir mekan. Ve yalnızca öğüt alıp ders çıkarabilenler gerçek yurtta kazançlı olacaklar.

Bir felaket sonucu çaresiz kalmış kişilerin durumlarına yalnızca üzülüp, acımak yerine, bunların aynı zamanda birer uyarı olduğunun farkına varmalı. Zor zamanlar ecre dönüşebilecek imtihan anlarıdır. Allah’a sevgimizi, sabır ve tevekkülümüzü kanıtlayabileceğimiz en değerli zamanlardır. Zorluklar bu sebeple gereklidir. Hayatımızın bileği taşıdır zorluklar; sürtündükçe keskinleşiriz.


Allah’a karşı samimi olursak, O, vicdanımıza doğru yolları ilham eder. İşte o sesi dinleyip nefsani tutkularımızdan kurtulduğumuzda, pırıl pırıl imana kavuşabiliriz. Katıksız imanı yaşadığımızda ise ne çile yıpratır ne de ateş dokunur; Hz. İbrahim (as) gibi. İnsanı yakan ateş değil, gafletidir çünkü.


Kimi zaman kendimizi karanlık bir labirentte gibi çaresiz hissedip, çıkışa ulaşamadığımızda, karamsarlığa kapılmamalıyız. Şeytan, aydınlığı hiç göremeyeceğimiz yönünde karamsarlık telkini verse de, o ne olacağını bilemez, sadece fısıldar. Karanlıklardan çıkaracak tek güç, Falık olan Allah’tır. Hz. Yunus(as)’ı balığın karnından çıkardığı gibi…


Her zorlu olayın ardında mutlaka bir kolaylık, bir güzellik, bir hayır vardır. Peygamber aleyhissalâtu vesselam, “her çile cennet yolunun birer taşıdır” buyurur. Rabb’imize sarılarak, ayağımız takılmadan aştığımız her taşın, bizi sonsuz nimet ve güzelliklere ulaştıracağını umut ederiz.


Belalar, musibetler üzerimize yağmur gibi yağsa da Allaha’a sarılır, O’na sığınır, sabreder, tevekkül ederiz. Yağan her yağmurla daha da arınırız.

Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki, rengârenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar. (Mevlâna Celâleddin)