Muhammed'in Hatice'si-II

Peygamberimiz (sav), eşleri arasında en çok, sonraları Hz. Aişe(ra)’nın kıskançlığı karşısında, “Cenab-ı Hakk benim kalbime onun muhabbetini vermiştir!” cevabını verdiği Hz. Hatice(ra)’yı sever. Allah Resulü 25 yıl yalnızca Hz. Hatice(ra) ile mutlu bir hayat yaşar, çok yaygın bir adet olduğu halde onun üzerine ikinci bir kadınla evlenmez. Sevgili eşinin ölümünden sonra da onu hiçbir zaman unutmaz. En ufak bir hatıra, onu sevgi ve rahmetle anmasına vesile olur.

Hz. Hatice(ra), insanlara yakın, soğuk durmayan, ötekileştirmeyen, ayırım yapmayan, köle vasıflı insanları kendi özel misafirleri gibi ağırlayan annemiz. Peygamberimiz (sav)’in ilk vahiy halinde duygusal davranmayıp, onun halini çözmeye çalışan kutlu kadın. Onun vahiy anındaki heyecanına ortak olur, aynı zamanda onu rahatlatacak sözler söyler. Resûlullah’ın yükünü hafifletir, hoşlanmayıp karşı çıkılacak bir şey dilinden dökülmez.

Resûlûllah (sav)’i her görüşünde ilk kez görüyormuş gibi heyecanlanır, "Can Güneşim” gibi güzel sözlerle karşılar. Onun hissettiklerini hisseder, onu tutkuyla sever, şefkatle korur ve onunla aynı mekânı ve yalnızca onu yaşar. Kuşkusuz onun güzellikleri, Peygamber Efendimiz (sav)’de de aynı incelik, fedakârlık ve vefa ile karşılık bulur.

Bir gün kıskançlıkla, "ölen bir kadını böylesine hatırlamanın ne mânâsı var, Allah sana daha hayırlı zevceler verdi" diyen Hz. Aişe(ra)’ya, Resûlullah(sav) şöyle cevap verir: "Hayır, gerçek senin dediğin gibi değildir; kimse bana inanmadığı zaman bana inanan o idi, herkes Allah’a ortak koşarken o Müslümanlığı kabul etmişti, benim hiçbir yardımcım yok iken o bana yardım ediyordu!"

Hatice(ra), Resûlullah(sav)’in ayetin gelişi anındaki heyecanına ortak olur, tekbir getirdiğinde O’nunla tekbir getirir, sevindiğinde O’nunla sevinir, üzüldüğünde O’nunla üzülür. Ancak bir farkla ki Hatice(ra) içi coşkun bir nehir gibi akarken, huzur veren bir dinginlikle, adeta emerek O’nun üzüntüsünü gidermeye çalışır. Hatice’nin bu özelliğini şu sözlerle dile getirir Peygamberimiz(sav):

“Onun gönlünde hiç kimsede olmayan bir özellik vardı. İnsanın gönlündeki hüznü bir vakum gibi çeker alırdı” der ve Hatice’sinin, "kendi âleminin hanımlarının efendisi" olduğunu söyler.

"Kureyş’li hiçbir kadın benim tattığım nimetleri tatmadı. Belki şu dünyada hiçbir kadın benim elde ettiğim şerefe ermedi; dünyada Muhammed Mustafa (asm)’ın zevcesi olmam şeref olarak yetip arttığı gibi ahirette de mü’minlerin annesi olmam en büyük nimettir benim için" der kutlu annemiz.

Hatice(ra); "ben inanırım, kimseler inanmasa da ben inanırım" diyen imanlı annemiz.

Azimli, sabırlı, teslimiyetli, güçlü annemiz...

Her işinde Allah rızasını gözeten annemiz...

Malının mülkünün emanet olduğunun bilincinde, “ben seni tanımadan önce belki bunca malın bir anlamı vardı, ama seni ve İslam’ı tanıdıktan sonra dünya sadece hizmet için vardır, şimdi bu parayı ve anahtarları al ve İslam davası için harca” diyerek servetle imtihanını başarıyla veren annemiz...

Daha Kur’an’ı tanımadan kulluk şuuru ve kararlılığı ile Kur’an ahlakını yaşayan kadın...

Güzel bir ahlâk üzere olan Allah’ın Sevgilisinin, güzel bir ahlâk üzere olan sevgilisi...

Hatice(ra); Muhammed’in Hatice’si...