"Sana kuşku vereni bırak, kuşku vermeyene sarıl, doğruluk kalb huzuru, yalan ise şüphedir."(Tirmizi, Sıfatul-Kıyame)

Sadakat doğruluktur, vefadır, kalbi bağlılıktır ve en önemli erdemlerden biridir. Allah’a gönülden iman eden insanların da en önemli özelliklerindendir. Müminlerin gösterdikleri sadakat, onların niyetlerinin samimi olduğunu ortaya koyar. Çünkü bir insanın iman ettikten sonra, doyumsuz tutkulara sahip nefsinin değil sadece Allah’ın hoşnutluğunu gözetmesi, yaptığı her işte O’nun rızasını kazanmaya çalışması ve dünya hayatında Allah’ın imtihan olarak yarattığı görüntüler karşısında sabır ve tevekkül gösterebilmesi için sadakat duygusuna ihtiyacı vardır. Bu şuurla yaşayan insanın kalbi huzurludur, mutmaindir.

Kur’an’da, tüm insan karakterleri çok detaylı olarak tarif edilir. İman edenler ve inkâr edenler arasındaki en büyük farklardan biri de sadakat konusundadır. İnkârcılar asla gerçek bir sadakate sahip olamazlar. Onların yaşamdaki tek kıstasları yalnızca kendi çıkarlarıdır ve çıkarları söz konusu olduğunda, en yakın dostlarını bile aldatabilirler. Çünkü çıkar karşılığı gösterilen sadakat, daha fazla çıkar karşılığında yok olur.

Samimi inananların kıstasları ise kendi çıkarları değil, yalnızca Allah rızasıdır. Allah’a aşkla bağlıdırlar ve o aşka ihanet katmazlar. Tavırları Allah’ın beğendiği şekildedir. Diğer müminlere küçük çıkar hesapları gözeterek arkalarını dönmezler. Karşılaştıkları zorluklar nedeniyle İslam’ın ve müminlerin yararına olan davranıştan vazgeçmeleri söz konusu olmaz. Allah’a, dine ve müminlere büyük bir sadakatle bağlıdırlar. Allah ile yaptıkları ahde sadakat gösterirler.

Gerçek sevgi vefa, sadakat, fedakârlık ve samimiyet gerektirir. Allah için sevmeyen, sorumluluklarının bilincinde olmayan kişiden talep edilen sevgi ve sadakatin hiçbir anlamı olmaz.

Sadakat, inananların en özenli ve dikkatli olması gereken konulardan biridir. Kur’an’da, mücadeleden kaçmaya kalkışanlardan söz edilirken, onların daha önceden sadakat göstereceklerine dair söz vermiş oldukları ve verilen sözün ağır bir sorumluluk olduğu bildirilir. Allah’a itaat ve sadakatte kararlılık göstermeyen kişiler, ‘kalplerinde hastalık olanlar’ olarak nitelendirilir. İnkârcılara karşı mücadele için Allah’tan bir sure isteyen, indirilince de kabullenemeyenlerin samimiyetsiz ve itaatsiz davranışları onların hayrına olmayacaktır.

Sadakat iman sahiplerini bir arada tutar, gevşek bir yapının oluşmasına engel olur.

Sadakat, sevgi, şefkat, merhamet, hamiyet, yiğitlik ve vefa gibi duygular müminlerin silahıdır. Bu duygular, Kur’an ahlakını yaşama yolunda diğer insanların da şevklerini tetikler, coşkularını artırır.

Adaleti ayakta tutan, ahdine vefalı, derin iman ve ilim sahibi samimi müminlerin eliyle Kur’an ahlakının yeryüzüne hâkim olma zamanı yaklaşmıştır.

Şimdi dünya Müslümanlarının tesanüt tablosunu yeniden çizebilmek için, sadakatini, vefa ve bağılığını gözden geçirme zamanı.

Şimdi insanlık tarihinin en büyük fitnesi yaşanırken öncelikleri ve safları doğru belirleme zamanı.

Şimdi sadakat elbisesiyle kuşanıp-donanma zamanı.

Şimdi sadakatı, sabrı, iyiliği ve ahde vefayı doruğunda yaşama zamanı…

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi, 177)