Birçok insanın din olarak yaşadığı babadan, atadan, dededen görüp benimsediği İslam anlayışıdır. Hem birçok dindarın hem de din karşıtlarının İslam olarak aldıkları kıstas, bu inanış ve uygulamalardır.

Bu kişilerin benimsediği din, İslam’dan apayrı efsanelerden, batıl inanç, gelenek ve törenlerden oluşur. Söz konusu kimseler Kur’an ayetleri ve onlardan çıkarılacak ders ve hikmetler yerine, hikaye ve menkıbeler anlatırlar. Zaten Kur’an konusunda bilgisizdirler. Bu yüzden hayat rehberleri, olması gerektiği gibi Kur’an değil, geleneksel kalıplar ve kurallardır. Bilgisizlikleri nedeniyle Allah’ın emri olan ayetler üzerinde düşünemezler. Allah’ın, kolaylaştırdığını haber verdiği Kur’an’dan uzak olmaları onları detaylarda boğar. Oysa “Kur’an’a tabiyim” diyen insan, Kur’an’ı yaşamalıdır.

Peygamberimiz (sav)’in ahir zamana yönelik hadislerindeki haberlerden biri, İslam’dan uzak bu din anlayışının tam olarak ortadan kalkacağıdır. Peygamberimiz (sav)’den sonra yaşanan bid’at ve hurafelerle özünden ayrılan din, yeniden aslına dönecektir. Bu konudaki hadislerde, ahir zamanda kaldırılmayan bidat olmayacağı ve "tıpkı peygamber gibi dinin icaplarının yerine getirileceği" haber verilir.

Resulullah (sav)’in ve sahabelerin döneminin ardından İslam’a, Kur’an’a tamamen zıt hurafeler, hükümler ve batıl inanışlar sokulmuş, Peygamberimiz (sav) adına birçok hadis uydurulmuştur. Zaman içinde bir kısmı ayıklansa da bir kısmı bugüne kadar gelmiştir. Günümüzde halen İslam adına ortaya atılan birçok konunun Kur’an’a ters olduğu açık bir gerçektir. Dinimize neyin uygun olduğu konusunda başvurulacak kıstas Kur’an’dır.

İslam, bağnazların daha takva olmak adına zorlaştırmasının aksine, "… O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir... (Hac Suresi, 78) ayeti ile de bildirildiği gibi yaşanması kolay bir dindir. Kur’an hükümlerin çok açık ve net olduğu, noksansız bir Kitap olduğu, "… Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. (Enam Suresi, 38) ayeti ve birçok ayetle haber verilir.

Kur’an’ın Bakara Suresi’ndeki bir kıssada anlatıldığı üzere Allah, İsrailoğulları’na bir inek kesmelerini emreder. İsrailoğulları, peygamberleri Hz. Musa (as) aracılığıyla ineğin rengi, büyüklüğü, yaşı gibi niteliklerini öğrenmek isterler. Sonunda ineği keserler ancak sorularıyla öylesine detayda boğulmuşlardır ki Allah, "neredeyse (bunu) yapmayacaklardı" buyurur. Bağnaz zihniyet de dine öylesine çok ilavede bulunur ve zorlaştırır ki kıssadaki İsrailoğulları’nın durumu gibi detaylara takılır, kendileri de koydukları kurallara tam olarak uyamazlar.

Yüce Allah, ilavelerde bulunan kişiler hakkında, “Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?" diye sorar. "Andolsun, biz bu Kur’an’da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik." (Zümer Suresi, 27) ifadesiyle de Kur’an’da insanlar için gereken her türlü bilginin bulunduğunu bildirir.

Birçok insanın İslam’dan uzak durmasının ve İslam’a önyargıyla bakmasının en önemli nedeni, dinin olduğundan çok farklı sunulmasıdır. Batıla dayalı din akıl ve mantık dışı olduğu ve çelişkiler içerdiği için çok sayıda insanın kalbi İslam’a ısınamamaktadır. Doğrular ortaya çıkacaktır. Allah, yaşadığımız ahir zamanda dini özüne döndürecektir. Ahir zamanın söz konusu dönemine girildiğinde, dinin gereği gibi yaşanmasını engelleyen tüm çarpıklıklar bitecek, dinde bulunmayan hurafe, inanış ve ibadet şekilleri temizlenecektir. İnsanlar Allah’a yakınlaşacak ve Kur’an ahlakı hâkim olacaktır.

Samimi müminlerin çabası ve gayretiyle İslam âlemindeki ihtilaflar, ayrılıklar ortadan kalkacaktır. "Fütühat-ül Mekkiye" adlı eserinde Muhyiddin Arabi, dinin, Peygamber (sav)’in zamanında olduğu gibi aynen uygulanacağını ve halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacağını söyler. (Muhammed B. Resul El Hüseyin...)

Dinin, Kur’an’ı kaynak alan samimi Müslümanlar tarafından özüne döndürüleceği dönem yakındır. Allah’ın emrettiği din birbirini sevgiyle kucaklayan, kaynaşan, bilgilerini, genel kültürlerini güçlendiren, bilim ve sanattan yararlanan modern, aydın, bilgili, sevgi dolu, merhametli ve şevkli Müslümanların vesilesiyle aşırılıklardan temizlenecek, gerçek anlamda yaşanacaktır.

“Dinde aşırılıktan sakınınız. Sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular.” Hz. Muhammed (sav) [Ramuz-El Ehadis, 1/176]