Çocuklarımızın Ruhunu Nasıl Besleyelim?-I

Doğduğu andan itibaren, öğrenme isteği içinde sürekli etrafını araştıran çocuk, bilgiye ’aç’tır. Allah, insanı din fıtratı üzerine yaratmıştır. Batılı psikologların, “doğal dinsel işlev, dini eğilim ve duygu, dini inanç tohumları, insiyaki temayül, dini potansiyel” adını verdikleri kavramlar, İslam inancındaki fıtrat prensibinin karşılığıdır. Son dönemde birçok psikolog, tarafsız ve önyargısız yaptıkları araştırmalar sonucunda dinin, çocuğun ruhuna seslendiği ve onun ruhsal yapısına uygun düşeceği görüşünde birleşmiştir.

Anne ve çocuğu arasındaki ilk hayat köprüsü plesentadır; anne bebeğini bu yolla besler. Doğduktan sonra da sütüyle onu doyurur. 

Ama hep sevgiyle doyurur. İletişimin en güzel dilidir sevgi. Hazırladığı yemeği, verdiği suyu sevgiyle sunar. Ancak bedenini sevgiyle beslediği gibi, çocuğun ruhunu da beslemeli. İmam Gazali’nin ifadesiyle çocuk kalbi bomboş ve saftır, ne verilirse onu alır. Anne sevgiyle versin ki, onun ruhu lezzete doysun. Sevgiyi, şefkati, merhameti ve dostluğu versin ki çocuğunun ruhu açılsın.

İlk Öğretmen: Anne

Eğitimde ilk aşama ailedir ancak çocuk babadan çok annesiyle bir aradadır. Bu nedenle çocuğun ilk öğretmeni annesidir. Bediüzzaman Lem’alar’da, insanın en etkili öğretmeninin annesi olduğunu söyler ve annesinin önemini şu cümlelerle ifade eder:

“Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum."

Çocuk İnancını Kendisi mi Seçmeli?

Anne babalar çocuklarının hangi sosyal faaliyette bulunacağı konusunu dahi genellikle çocuğa sormaz kararı kendileri verirken, neye inanacağını çocuğun kendisine bırakırlar. Oysa çocuk bu önemli konuda kafasındaki soru işaretlerinin cevaplarını kendi kendine bulamaz. Kaldı ki inanç, yaşam için en değerli ve öğrenilmesi en gerekli şeylerdendir ve çocuk da bu önemli şeyi kendi çabasıyla bulmaya itilemeyecek kadar değerlidir. 

İnançlı yetiştirilen çocuk ruhsal yönden dengeli olur. Çocuk zaten cevabını bilemediği/anlayamadığı olayları, göremediği bir güce bağlar. O güç bazen izlediği çizgi filmdeki bir karakter bile olabilir. O halde ’gizemli’ bir gücün olduğunu düşünen çocuğa, bu sorunun birden fazla değil, yalnızca bir tek bir gerçek cevabı olduğunu anlatmak gerekir.

Çocuğa Neler Nasıl Anlatılmalı?

Dinin özü güzel ahlaktır. Allah katında beğenilen üstün ahlak özellikleri, özellikle çocukluk döneminde şekillenir. Çocuk, fıtrat itibariyle gerçekleri kabullenmeye yetenekli ve Allah’ı bulup kavrayacak güce sahip olduğundan, Allah inancı küçük yaşlarda öğretilmelidir. 

Çocuklar; derin sevgiyi yaşatan Allah’ın güzel tecellileridir. Çocuk muhabbetle, aşkla sevilir. Değer veriyorsanız, yaşına rağmen saygı duyuyorsanız, ona Allah’ı tanıttıysanız, sevdirdiyseniz, Allah’ın koruması altında olduğunu söylediyseniz çocuk dünya tatlısı olur. 

"Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras güzel ahlaktır" buyurur Peygamberimiz(sav). Çocuğumuza güzel ahlakı tanıtmaya Allah sevgisini ve Allah’ın onun için yarattığı güzel nimetleri hatırlatarak başlayabiliriz. En sevdiği meyveleri Allah’ın yarattığını, örneğin iç açıcı sulu portakalların çamurlu topraktan çıktığını, kocaman bir portakal ağacının tüm özelliklerinin tek bir portakal çekirdeğinin içinde saklı olduğunu... Ufacık bir çekirdeğin toprağa atılmasıyla devasa bir ağacın oluştuğunu; onlarca dal, yüzlerce çiçek ve meyve verdiğini... On yılda büyüyen bir ağacın, gözlerimizin önünde on saniyede büyümesinin nasıl büyük bir mucize olacağını. Yıllara bağlı olarak büyümesinin de aslında mucizevi bir olay olduğunu ve bu mucizeyi Allah’ın yarattığını...

Çocuğa hayvanları sevdirebiliriz örneğin. Çevresinden başlayarak kedilerdeki sevimliliğe, kuşlardaki çeşitliliğe, kelebek kanatlarındaki yanar döner renklere dikkatini çekebiliriz. Kendi yüzü ve bedenindeki oran ve simetriyi anlatır, "bütün bunlar kendiliğinden meydana gelebilir mi?" sorusunu yöneltebiliriz. Çocuk böylece aklını kullanır, mantık örgüsüyle kendiliğinden oluşamayacağını anlayabilir. Bu şekilde bir anlatımla çocuk daha dengeli ve tutarlı olur, çevresini saran yaratılış gerçekleriyle bu muhteşem düzenin bir sahibi olduğu gerçeğine ulaşabilir. Bu anlayışa sahip olan çocuklara, Kur’an ahlakının anlatılması daha da kolaylaşır.

Çocuğa güzel ahlakı anlatırken, sevginin yanı sıra saygılı olmalı ve ona değer verdiğimizi hissettirmemiz de önemlidir. Büyük bir insan gibi davranırsak o da saygılı olacaktır. Çocuk olduğunu hissettirecek tarzda konuşmak, ona, kendisine değer verilmediğini düşündürür. Çocuk yerine konmak kimi zaman hoşuna gitse de sorumluluk duygusunu ortadan kaldırır; her şeyi artık size yüklemeye başlar. 

Çocukla bire bir konuşmak kadar güzel ortamlarda konuşmak da önemlidir. Çocuk, hoşuna gidecek bir yerde, sevdiği yiyecekler eşliğinde daha güzel eğitilir. Güzellikleri kapsamlı anlattıktan sonra ona, dünyada kötülüklerin de olduğunu ayrıca anlatmalıyız. İyiliği, kötülüğü ve akılcılığın ne olduğunu anlatmalı, iyi ve kötü insanları tanıtmalıyız. Kendisi akıllı, olgun ve güzel davranışlar sergilediğinde onu ödüllendirebiliriz. Örneğin akıllı konuştuğunda, akılcı bir seçim yaptığında sevdiği bir yiyecek ya da istediği bir oyuncak alabiliriz. Akıllı ve güzel davrandığında, temiz ve düzenli olduğunda ödüllendirmek, onun ruhsal yapısını güçlendirir. 

Ölüm konusu ise çocuğa çok dikkatli anlatılmalıdır. Çocuk, kendisinin, anne ve babasının bir gün ölerek yok olacağını düşünürse, psikolojik açıdan dengesini yitirir. Ölümü yok olmak olarak anlaması çocuk için yıkımdır. Annesini ya da babasını kaybeden bir çocuk için, onların bir daha asla gelmeyecek olması dehşet verici bir düşüncedir. Dolayısıyla “bizleri Allah yarattı, ahirette, cennette yine hep birlikte olacağız” denildiğinde, çocuk ruhen ve bedenen sağlıklı olur.

Devam edecek...