Her ne kadar ısrarla gerçek kimliğini gizlemeye çalışıyor olsa da PKK’nın, Marksist-Leninist-ateist-Darwinist bir örgüt olduğu açıktır. Hedefi de Kürt vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine kavuşması değil gerçekte bir komünist toplum oluşturmaktır.

Ancak bölge halkının bu konudaki bilgisi yok denecek kadar azdır. Bu yüzden adeta birer ölüm makinesi örgüt militanlarının, �Kürt Halkı adına savaşan, kürt milliyetçisi gerillalar� olduğunu zannetmektedirler. Kürt milliyetçiliği imajıyla insanlar aldatılmaktadır. Hareket etnik değil, komünist ve dinsiz bir harekettir.

Son günlerde PKK’nın Marksist-Leninist bir örgüt olduğu dile getirilmeye başlanması önemli bir gelişme. Katkıda bulunması amacıyla örgüt elebaşının bazı görüşlerini eklemek isterim:

�PKK, Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine şekillenecektir.� (Kürdistan�da Halk Kahramanlığı, s.78)

�Lenin 1900’de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşaa ediyorum.� (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)

Örgüt elebaşının bir konuşmasından:

�Ama şunu iyi bilmeliyiz ki, Kürdistan tarihi bugün çağa ulaşmak istiyorsa, tamamıyla işçi sınıfı gerçeğine dayanmak zorundadır. Ne kadar elverişsiz koşulları yaşarsa yaşasın, işçi sınıfının objektif gücüne ve onun eylem kılavuzu olan bilimine, Marksizm-Lenınizm�e dayanmak zorundadır ve dikkat edilirse bizim varlık nedenimiz tümüyle bu gerçek etrafında oluşmuştur. �Eğer o aşiret duvarları, o feodal çitler aşılmasaydı, modern düşünce, en devrimci düşünce olan Marksizm-Lenınizm kafalarımıza sıçramayacaktı, onun için zemin bulamayacaktı.�

�Halkın engin değerlerini sağlam ve aydınlanmış komünist kişilikle birleştiren bu yoldaşımızın Kürdistan ulusal kurtuluş savaşçıları ve tüm devrimcilere yol gösterebilecek güçtedir.� (Kürdistan�da Halk Kahramanlığı, Çetin Yayınları,İstanbul, Mart 2004, s.43)

Örgüt elebaşı, Marksizm ve Leninizmi �soylu düşünce sistemi�, �soylu bilim� gibi tabirlerle şöyle över:

�Kapitalist-emperyalist sistem ve onun en zorba yönetim biçimi olan faşizm, halkalarda böylesine soylu bir isyan ve bu isyana yol gösteren Marksizm-Leninizm gibi soylu bir düşünce sistemine yol açmıştır.� (Kürdistan�da Halk Kahramanlığı, Çetin Yayınları,İstanbul, Mart 2004, s.22)

Örgüt elebaşı, eli kanlı komünist liderlerden övgü ile bahseder:

�İşte proletaryanın kahramanları Marks ve Engels. İşte onun teorik, siyasal dahisi Lenin ve yine onun pratik ustaları Stalin, Ho Chi Minh ve Mao. Ve bunların önderliğinde yürüyen birçok ulusal ve enternasyonalist kahraman. İnsanlığın özgürlük bilincini ayaklandıran, örgütlendiren ve halk ordusu denilen orduları ortaya çıkaran bu büyük kahramanların insanlık tarihindeki yeri gerçekten büyüktür.� (Kürdistan�da Halk Kahramanlığı, Çetin Yayınları, İstanbul, Mart 2004, s.87)

Örgüt elebaşı ayrıca komünizmin bilimsel kılıfı ve kaynağı olan Darwinizm�i kesin bir gerçek gibi benimseyerek, örgütün tüm ideolojik alt yapısını bu aldatmaca üzerine kurmuştur:

"Başlangıçta insanın kendine yakın hayvan türlerinden pek farkı yoktur. Doğada hazır bulduklarını yer, ağaçlar üzerinde ve kavuklarda örgütsüz bir şekilde barınır. Ama düşünme ve konuşma yetisini kazanmasıyla birlikte, yiyecek toplamada, diğer hayvanlara karşı kendini savunmada, doğal afetlere karşı kendini korumada, bazı ilkel taş araçları geliştirmek ve hemcinsleriyle dayanışma içine girmek kaçınılmaz olur. Bu aşamaya kadar, hayvanlar arasında geçerli olan; biyolojinin evrimler kanunu hüküm sürmektedir." (Kürt Hümanizmi ve Yeni İnsan, Mem Yayınları, İstanbul, Nisan 2001, s.13)

Darwinizm, terörü meşru ve doğal bir yöntem olarak gören ideolojilere fikirsel zemin sağlar. Çünkü Darwinizm’e göre, şiddet, çatışma ve kanlı mücadeleler doğa kanunlarına uygun bir "gelişme" yöntemidir. Darwin, doğada kanlı bir yaşam mücadelesi olduğunu ve aynısı toplum içinde uygulandığında insanın evriminde ilerleme sağlanacağını öne sürmüştür. Kısacası bir toplumda kan dökülmesi, farklı gruplar arasında çatışmalar yaşanması, Darwinizm’e göre iyi ve doğru bir şeydir.

Komünist ve anarşistler ise, çatışma, şiddet ve teröre olan bağlılıklarını Darwinizm’in bu felsefesi ile desteklerler.

Terör örgütü de henüz çocuk yaşlarında vermeye başladıkları eğitimde militanlara, evrendeki her olayın "tez-antitez-sentez" şeklinde ve "diyalektik" formüle göre geliştiğini, bunların doğanın, canlıların ve tarihin diyalektiği olarak üçe ayrıldığını anlatır.

Doğadaki herşeyin evrimleşmesi doğanın diyalektiği, canlıların birbirlerinden türemesi canlıların diyalektiği ve toplumların komünist toplum düzenine doğru gelişmesi de tarihin diyalektiği olarak anlatılır. Sonunda ise Komünist Kürt Devrimi gerçekleşecektir. Canlıların diyalektiği kapsamında insanın maymunlarla ortak atadan geldiği, bir tür hayvan olduğu safsataları da aşılanmaktadır. Bir sonraki safha ise gerilla eğitimidir.

Allah’a ve ölüm sonrası sorgulanacağına inanmayan insan, her türlü zalimliği rahatça yapabilir. Bu nedenledir ki, Marksist liderler ve onları izleyenler, bebek, çocuk, genç, kadın, yaşlı ayırd etmeden masum insanları rahatlıkla öldürebilmişlerdir. Çünkü Darwinist görüş, karşılarındaki insanların gerçekte birer hayvan olduklarını, onları öldürmenin bir hayvanı öldürmek kadar kolay olduğunu telkin etmektedir.

İnsanların bu gerçekler konusunda aydınlatılmaları çok gerekli ve önemlidir. Bu konuda kendilerine sorumluluk düşen kurumlar, gönüllü sivil toplum kuruluşları ve vakıflarla birlikte hareket ederek bu görevi üstlenmelidirler.

Bu konuda bilinçlenen Kürt halkı gerçekleri görecek ve kendilerini inkara sürüklemeye çalışan bu kanlı örgüte yaşam hakkı tanımama mücadelesine gönülden destek verecektir.