Allah’ın sonsuz gücünü ve azametini kavrayamayan kimselere göre Allah, her şeyi yaratmış, -haşa-gökyüzünde bir köşeye çekilmiştir. "Dünya işleri"ne hiç karışmaz veya ara sıra müdahalede bulunur. (Rabb’imi tenzih eder, yüceltirim)

Bu yüzden, Allah’ın kudretini hakkıyla takdir etmek, iman zincirinin çok önemli bir halkasıdır. Samimi inanan insan Allah’a Kur’an’da tarif edilen özellikleriyle iman eder. 

Dünyada ve tüm evrende hiçbir şey rastlantı değildir. Allah "... Her işi evirip düzenler..." (Rad Suresi, 2), Göklerde ve yerde olan ne varsa O’ndan ister. O, her gün bir iştedir. (Rahman Suresi, 29), "halkı sürekli yaratmakta olan"dır (Neml Suresi, 64), "gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan"dır. (Ahkaf Suresi, 33) Ve "... O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez" (En’am Suresi, 59). 

Bütün olayları yaratan, idare ve kontrolünde tutan, tüm olayları sebepleri ve sonuçlarıyla yaratan Allah’tır. "Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık... " buyurur Allah ve bu hükmünü bildirir. (Kamer Suresi, 49)

Yaşadığımız her olay ise "Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22) ayetindeki ifadeyle, daha yaratılmadan önce Levh-i Mahfuz’dadır:

Allah zaman ve mekandan münezzehtir; Katı’nda zaman yoktur. Bizler zamana tabi olduğumuz için geçmişin ve bugünün bilgisi hafızamızda ancak geleceğe dair bilgiye sahip değiliz. Bu sırların bilincinde yaşamak, "cehalet" boyutuna inmemek önemlidir. Geçmişi, bugünü, geleceği ve tüm olayları yaratan Allah, hepsinde müminler için hayır diler. 

Sebepleri de Allah Yaratır

Yaşamımızda birçok mucize vardır ve ’sebepler’ nedeniyle birçok insan bunları göremez. Örneğin ’gölge güneş nedeniyle oluşur’ düşüncesi gibi, her şeyin bir başka ’şey’ nedeniyle oluştuğu mantığı, insanın çevresine alışkanlık gözüyle bakmasına neden olur. Bu bakış açısıyla oluşan ülfet, birçok insanın gaflet içinde yaşamasının sebebidir.

Allah hem yarattığı olayları, hem de sebepleri her an kontrolü altında tutar. Kur’an’da Furkan Suresi’nde, gölgeyi yarattığını ve güneşi gölgeye sebep kıldığını bildirir. 


Hani siz vadinin yakın kenarında, onlar uzak yamacındaydılar, kervan ise sizden daha aşağıdaydı. Eğer sözleşseydiniz, kaçınılmaz olarak sözleşme yeri (veya konusu) hakkında anlaşmazlığa düşerdiniz; ancak Allah, olacağı olan işi gerçekleştirmek için (böyle yaptı). Böylece, helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra helak olsun, diri kalacak kişi apaçık bir delilden sonra hayatta kalsın. Şüphesiz Allah, gerçekten işitendir, bilendir. (Enfal Suresi, 42) ifadesiyle de de Allah, olacak olanı gerçekleştirmek için bir başka olayı delil kıldığını haber verir.


Olayları yaratan gerçekte Allah’tır ancak sebepler göz ardı edilmez. Örneğin bir trafik kazası da kaderin akışı içinde gerçekleşen bir olaydır ve ölüme sebep olan kişi yargılanır. Kaderde o kişi o olaya vesile olmuştur. Allah bize, neler yapmamız gerektiğini bildirir; aklımızı kullanmamızı, tedbirli olmamızı buyurur. Kötülükleri yapanlar dünyada ve ahirette cezalandırılarak yaptıklarının karşılığını alırlar.

Sebeplere sarılmak fiili duadır. Sebeplerin sonuçları ise yalnız Allah’tandır; Allah’ın iradesi kanun şeklinde tecelli eder, Allah sonsuz ilmi ve kudreti ile sonuçları yaratır. Örneğin fidanı dikmek fiili duadır ancak ürünleri/rızkı veren Allah’tır. Peygamberimiz (sav) de Uhud savaşında iki kat zırh giymiş ve sebeplere en güzel şekilde sarılmıştır. 

Allah dileseydi her şeyi sebepsiz olarak da yaratabilirdi. Ancak kılınan sebepler, bizlerin aklımıza uygun olması içindir. Herşeyin sebeplere bağlı yaratılmasındaki hikmetlerden biri, insanın sürekli imtihan olmasıdır. İnsan hem Allah’ın yarattığı olaylar hem de sebeplerle imtihan olur. Ve bunlar karşısında gösterdiği ahlak ile sınanır. Olaylar sebepsiz olarak yaratılsaydı, imtihan ortadan kalkardı. 

Allah, Kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir, ilmi sonsuzdur. Bizler, O ne kadarını dilerse o kadar bilebiliriz. Her durumda güvenip dayanılacak tek dost, tek vekil O’dur. Bize düşen, olaylar karşısında Allah’ın beğendiği davranışları sergilemek, yarattığı sebeplere sarılmak, bizim için yaratacağı sonucu da yine O’ndan beklemektir. 

Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)