Ahirette sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatını Kur’an oldukça detaylı olarak bildirir. İnsan akılcı bir bakış açısıyla gerçekleri düşündüğünde, dünya hayatının sonsuz hayat yanında ne kadar değersiz olduğunu görebilir. Ancak birçok insan çok kısa süren dünyaya yönelir, küçük nefsani çıkarlarını ve bencil tutkularını gözeterek ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar.

Kendince bu geçici dünya hayatını doya doya yaşamak amacındaki kişi, aslında düşündüğü şekilde hayatın tadını da çıkaramaz. Eksikliklerle dolu olan dünya hayatında, Allah’a tevekkül etmediği için sürekli sıkıntı ve endişe içinde yaşar. Şeytanın etkisiyle, her zaman içinde gelecek korkusu taşır. Oysa insanın asıl endişelenmesi gereken,"Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) acı bir günün azabından korkarım" (dedi).” (Hud Suresi, 26) ayetiyle haber verildiği gibi, kıyamet ve hesap gününün gelecek olmasıdır. “Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de ’fücurla sürdürmek ister.’ (Kıyamet Suresi, 5) 

Bazı kişiler Rabb’imizden uzak yaşamalarına ve ibadetlerini yapmamalarına mazeret olarak, işleri nedeniyle çok yoğun olduklarını ya da ailevi durumları nedeniyle vakit bulamadıklarını ileri sürerler. Bunlar yalnızca, şeytanın sözcülüğünü yapan nefislerinin bahaneleridir. Allah’ı anmaya, namaz kılmaya, insanlara iyiliği emretmeye zaman bulamadığı mazeretine sığınan bir kişinin, düşünce yapısında büyük bir çarpıklık vardır. Çünkü kişi, yaşamındaki öncelikler konusunda büyük yanılgıya düşmüştür. 

Din, arta kalan zamanlarda yaşanacak bir olgu değildir. Bir mümin için, “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır." (Enam Suresi, 162) ayeti gereğince, böyle bir durum asla söz konusu olmaz. Mümin tümüyle Rabb’i için yaşar ve hayatı boyunca O’nun hoşnutluğunu gözetir. Allah’a kulluktan kaçınan insanların karşılaşacağı son, mutsuzluk olacaktır: 

Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi. Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamışlardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (Ahkaf Suresi, 35) 

İman eden insan, hayatı boyunca Allah’ın sınırlarını gözetmiştir ve O’na teslimiyetin verdiği huzur ve mutluluğu yaşar. Yalnızca Rabb’inin hoşnutluğunu kazanmayı amaçlayarak çaba gösteren insan, Allah’ın dilemesiyle nimetlerle donatılmış sonsuz ağırlama konağında sonsuza kadar mutluluğu yaşayacaktır.

Dünyadaki hayatımız, en büyük azap ve sıkıntıları çekiyor bile olsak 60-70 yılın sonunda biter. Ama unutmayalım, ahiretteki azap sonsuzdur; milyarlarca trilyonlarca 70 yılla açıklanamayacak kadardır. 

Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir.
Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır. (Nebe Suresi, 21-23) 


Sonsuzluk kavramını tam olarak kavramamız zordur. Çünkü hayatımız süresince hep sınırlı zaman, sınırlı uzaklık veya belirli büyüklüklerle düşünürüz. 

Geçici, sonlu, kısacık bir hayatı yerine sonsuza kadar sürecek olan kalıcı hayatı üstün tutmak ise en kârlı alışveriştir, en akıllıca olandır. Neyi neye tercih ettiğimizi çok derin düşünelim…

Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir. (A’la Suresi, 16-17)