Dua; sonsuz güce sahip Rabb’imize çağrıda bulunmak, yardım dilemek ve tüm benliğimizle O’na yönelmektir. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Yüce Yaratıcının, ihtiyaç içindeki, güçsüz ve sonlu bir varlık olan ihtiyaç sahibi kullarının çağrısına icabetidir. 

Dua, hayatın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Ancak kimileri için dua, yalnızca zor zamanlarda; korku duydukları ya da tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarında hatırladıkları bir ibadettir. İnsan Rabb’i karşısındaki aczinin bilincinde olarak hem kolaylıkta, hem de zorlukta O’ndan yardım istemelidir. 

İnsanların bir kesimi hatalı bir dua anlayışına sahiptir. Bu kişiler için dua, küçük yaşlarda genellikle ailenin yaşlı bir bireyinden öğrendiği ve anlamını bilmediği ifadelerdir. Kur’an’daki duaları anlamını bilmeden ezberden okuyarak değil, anlamını bilerek ve ruhen yaşayarak içten dua etmek önemlidir. Önceden ezberlediği dua kalıplarını anlamadan tekrarlayıp duran kişi, Rabb’inden -icabet edeceğini umarak- neyi istediğini dahi bilmez. Bu şekilde dua eden birçok insan dualarında, Allah’ın varlığı, birliği, büyüklüğü, kudreti, kendisini sürekli olarak görüp-işittiği gibi hayati konuları pek düşünmez. Kur’an’da tarif edilen dua ise bundan çok farklıdır.

Günümüz toplumlarında diğer birçok ibadet gibi duanın da terk edilmiş bir gelenek olarak düşünülüyor olması ilginçtir. Gerçekte bu düşüncenin yerleşmesinin ardında "Allah’tan bağımsız, kendiliğinden işleyen bir dünya" olabileceği telkini vardır. İnsanların büyük çoğunluğu yaşamları boyunca tüm olayların, kendilerinin ve çevrelerindeki insanların kontrolünde meydana geldiğini düşünürler. Bu nedenle de çok büyük bir felaketle ya da ölümle karşılaşmadan Allah’a dua etmezler. Oysa dua, yaşamın geneline yayılması gereken çok önemli ve tek başına bir ibadettir. 

Bütün insanların duaya ihtiyacı vardır. Yaşam koşulları zor olan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, bu konuyu temelinden yanlış anlamaktır. Yaşamında tüm isteklerine kavuştuğunu düşünen insanın dahi duaya ihtiyacı vardır. İnsanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmesi, dua etmesinin tek nedeninin dünyevi arzularının tatmini olduğu anlamına gelir. Müminler ise hem dünyadaki yaşamları için, hem de ahiretleri için dua ederler. Dua eden insan, zor ya da kolay her türlü durumu ve olayları, tüm evrenin Yaratıcısı ve Hakimi olan Allah’ın takdirine bırakır, yani tevekkül eder. Bütün yolların evrendeki tüm kudretin sahibi olan Allah’a dayandığını bilmek, yalnızca ona dua etmek, mümin için bir büyük ferahlık ve güven kaynağıdır.

Peygamberimiz’in(sav) duayla ilgili bir hadisini Ebu Hureyre şöyle rivayet eder: "Bir kimse sıkıntı ve musibet zamanlarında kendisinin elini Allah’ın tutmasından hoşlanıyorsa, bollukta Allah’a çok dua etsin.” 


Allah’ın sonsuz güç sahibi olduğunun bilincinde olarak dua etmek önemlidir. "Bence şöyle bir sonuç olur ama yine de dua edeyim; Allah belki kabul eder" diyerek sebeplere bağlı olarak dua etmek yanlıştır. (Rabb’imi tenzih eder, yüceltirim.) Allah, kendi öngörümüzle gerçekleşmesi imkansız gibi görünen her şeyi sonsuz gücüyle yaratabilir. Allah sebeplerden münezzehtir ve O, dilediğini dilediği gibi ve dilerse sebepsiz yaratmaya gücü yetendir.

"Ben çok dua ettim ama Allah duamı kabul etmedi" der kimileri de. İbadet de kulluk da sürekli olmalıdır. İnsan ,"... O’na ibadette kararlı ol ... (Meryem Suresi, 65) buyruğu gereği her ibadetinde olduğu gibi duada da kararlılığını korumalıdır. 

Ayrıca insan kendince hayra dua ettiği gibi, şerre de dua edebilir. Allah, bilmeden şerre dua ediyor da olsa salih kulu için en hayırlı olanı yaratır.

Dua etmek, Allah’la bağlantı kurmanın en kolay yoludur. Allah’ın sıfatlarını düşünürsek; O, insana şah damarından daha yakın olan, insanın içindekini bilen, işitendir... İnsanın içinde gizlediği tek bir düşünce bile Allah’tan gizli kalmaz. İnsanın duasının samimiyeti ve içtenliği, Allah’tan istediği şeye karşı hissettiği ihtiyacın şiddeti ile ilgilidir. İnsan, şeytanın telkin ettiği olumsuz düşüncelerle oyalanacağı yerde dua etse, Rabb’i icabet edecek ve sorun çözülecektir. 

Peygamber’imiz(sav), "Allah bir kulun dua etmesine izin vermişse, mutlaka kabulünü de murad etmiştir." (Ebu Nuaym, Hılye) buyurur. O halde dua edebiliyor, Rabb’imizden dileyebiliyorsak, O da dilemiştir. O dilememişse biz dileyebilir miydik?..

Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir Suresi, 29)