Zamanın ve mekanın yaratıcısı olan Allah, tümünden münezzehtir. Her an, her şeyi çepeçevre sarıp kuşatır, evrenin her santimetrekaresinin, gözle görülebilen/görülemeyen alemlerin ve insanın hakimidir. O ezeli ve ebedidir; "Ol" buyruğuyla yaratandır.

Kimilerine göre, Allah çok uzaktadır, gökyüzünde bir gezegenin arkasındadır, ve -Rabb’imi tenzih eder, yüceltirim- dünya işlerine pek karışmaz. Hatta bazılarına göre hiç karışmaz; evreni yaratmış ve kendi akışına bırakmıştır. Bu apaçık bir yanılgıdır; Allah’ın varlığı herşeyi kaplar. O her an bir iştedir.

Doğu da Allah’ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir. (Bakara Suresi, 115) 

Allah, kimi insanların zannettiğinin aksine, yarattığı her şeyi sürekli kontrolü altında tutar. Uzaydaki olağanüstü sistemler ve dengelerden, insan bedenindeki mükemmel işlemlere kadar tümünü an an yaratan ve denetiminde tutan Yüce Rabb’imizdir. 

İnsanlar, hiçbir zaman Allah’ın Yüce Zatı’nı göremezler, ama O’nun tecellileriyle her an muhataptırlar. O, evrende var olan her şeyi, tüm varlıkları sarıp kuşatmıştır. O, evrenin uzak bir yerinde, göklerde ya da yerde değil, her yerdedir. O, asıl ve mutlak olandır.

Evren, içinde 300 milyar galaksiyi barındırır. Bu galaksilerin içinde de yine milyarlarca yıldız var. Bizler milyarlarca galaksinin içindeki milyarlarca gök cisminden birinde; dünya denen ve saatte 1670 km. hızla hiç durmadan dönen bir gezegende yaşıyoruz. O halde çok açık ki evrende ancak bir toz tanesi hükmündeyiz. 

Samimi olarak düşünürsek evrendeki en düşük kuvvet olan yerçekimi kuvveti ile milyarlarca galaksiyi belli bir yörüngede ve kontrolü altında tutan Allah’ın kudretini kavrayabiliriz. 

Allah dışında hiçbir varlık, Güneş’i batıdan getiremez, kimse evrenin genişlemesini durduramaz. Kimse gökleri ve yeri tutmaya güç yetiremez. Yoktan hiçbir şey yaratamaz.

Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, herşeyi sarıp-kuşatandır. (Fussilet Suresi, 54)