Yaşamımızdaki en önemli ve tek amacın Allah’a kulluk etmek olduğunun…

Allah’ın her yeri sarıp kuşattığının, tüm mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunun…

Bütün doğa olaylarının Allah’ın denetiminde gerçekleştiğinin, gökten yere tüm işleri evirip-çevirenin O olduğunun…

Doğudaki, batıdaki, kuzey ve güneydeki yaşamış/yaşayan tüm insanların Allah’ın kontrolünde olduğunun…

Sahip olduğumuz tüm nimetleri verenin Allah olduğunun, rızkı yalnızca O’nun verdiğinin, her varlığın her konuda O’na muhtaç olduğunun tam olarak bilincinde miyiz?…

Allah’ın sonsuz kudretinin bilincinde olmayan insanlar yüzyıllardır Allah’a denk güçler aramışlar ve kendilerince yücelttikleri şeylere tapmışlardır. Kimi Güneş’i daha üstün görmüş, ona tapmış; kimi de heykelcikler önünde ‘bel büküp eğilmiştir’. Hatta kimileri aczini görmeden, güç sahibi olduklarını düşünmüşlerdir. Hz. İbrahim ile Allah’ın kudreti konusunda tartışan kişi, bu konuya Kur’an’da verilen dikkat çekici bir örnektir.

Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim’le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş’i doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara Suresi, 258)

Allah’a şirk koşmak, O’ndan başka ilahlar edinmek, yalnızca geçmişte yaşayan insanlara has bir yanılgı değildir. Bugün de pek çok insan Allah’a ortak koşarak sapkınlık içinde yaşar. Her ne kadar güneş, ay, yıldızlar gibi putları yoksa da, her biri dünyevi metaya, kendilerinden farkı olmayan insanlara ya da güçlere taparak yaşar. Allah’tan başka birçok şeyden korkar, Allah’tan başka birçok şeyi sever, Allah’tan başka birçok şeyden yardım umar. Elde etmek istedikleri hiçbir şey için Allah’ın hoşnutluğunu hedefleyerek çaba göstermez, elde ettikten sonra da Allah yolunda kullanmaz. Allah’ı insanlarla, diğer dünyevi varlıklarla eş tutar; işte bu apaçık bir şirktir.

Allah insanları ve tüm canlıları çift olarak yarattığını bildirir. Canlıları çift kıldığını Kur’an’da haber veren Allah, böylece adeta Kendi TEKliğini vurgular.

Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir. (Yasin Suresi, 36)

Yüce Allah tek Yaratıcıdır. O’ndan başka kimse evrendeki mucizevi sistemleri kontrol edemez, içindeki 300 milyar yıldızla birlikte sürekli hareket eden, hatta bazen hiçbir karışıklık olmadan birbirinin içinden geçen 300 milyar galaksiyi durduramaz. Yaratan ve yaratılan bir olmaz.

... Yoksa Allah’a, O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, herşeyin Yaratıcısı’dır ve O, tektir, kahredici olandır." (Rad Suresi,16)

Kimse güneşi batıdan getiremez, kimse bir yaprak bile yaratamaz. Tümüne güç yetirebilen yalnızca O’dur. O Tek olan, Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde, asla ortağı veya benzeri, dengi bulunmayan Vahid olan Allah’tır.