Birkaç gün önce internette izlediğim bir video, insanın kalbinde güçlü bir Allah korkusu bulunmasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Rabb’ine karşı saygı dolu derin bir korku hissetmeyen insan, din adamı da olsa korkusuzca çirkin cesaret sergileyerek, özellikle kalbi İslam’a ısınabilecek insanlar için oldukça kötü bir örnek olabiliyor.

Daha önce "Allah’a Karşı Saygısız Üslup Değil, Derin Bir Saygı" başlıklı bir yazı yazmış, zaman zaman bazı insanların, hatta din adamlarının, televizyon ekranlarında Allah’a karşı saygıya uygun olmayan bir üslup içinde olduklarına tanık olduğumuzu anlatmıştım. Anlatılan fıkraların, yapılan esprilerin, Allah hakkında -haşa- arkadaşlarıymış gibi kullandıkları sokak üslubu tarzı ifadelerin çok rahatsız edici olduğuna dikkat çekmiştim. (Rabb’imi ve Kur’an ayetlerini tenzih ederim.)

Bu kişilerin özellikle ahiret konusundaki Kur’an dışı anlatımları ve Allah huzurunda -haşa- Allah ile kulu arasında geçen konuşmaları fıkra tarzında, eğlenerek nakletmeleri dehşet vericidir.

İzlediğim videodaki yanlış bir din anlayışı empoze eden bazı cümleleri, tehlikenin boyutlarına dikkatinizi çekmek amacıyla aşağıda veriyorum. Her bir cümleden Rabb’imi, peygamberleri, melekleri ve tüm kutsal değerlerimizi tenzih ederim.

Videodaki zat, ölen bazı kişilerin ahirette yaşadıklarını -tanık olmuş gibi- amiyane tabirlerle, eğlenerek, sokak ağzıyla anlatıyordu. Ölen kişilerin günahkar oldukları halde, mahşer gününün izdihamından yararlanarak meleklere ve Allah’a -haşa- "yutturup" cennete girebilme hesapları yaptıklarından söz ediyordu. Bazı kişilerin, Allah ile sanki arkadaşlarıyla konuşur gibi yaptıkları konuşmalardan örnekler veriyordu. Dahası bu kişilerin, haklarında karar verildiği halde, Allah’a mazeretler ileri sürerek, hatta neredeyse kafa tutarak -haşa- Allah’ı ikna ettiklerini anlatıyordu.

Cennete girme önceliği konusunda tartışan gruplara Allah’ın söylediğini iddia ettiği, -haşa- "n’oluyor orda bakayım", "kaşınma" gibi ve bunlara benzer ifadeler dehşet vericiydi. Ayrıca insanı bir an bile yalnız bırakmayan yazıcı melekler hakkında, "izne mi gittiler, tatilde midirler?" gibi Kur’an dışı ifadeler kullanıyordu.

Yüce Allah ve insanlar arasında geçen bu oldukça laubali tarzdaki hayali konuşmaların tamamını izleyemedim; korkunç rahatsız oldum. Bu üslupla, insanların bilinç altına çok farklı bir Allah inancı telkin edilmekte olduğu açık. Saygısızca, düzeysiz espri ve basit fıkralarla insanlarda dine ilgi uyandırma yöntemi çok tehlikeli. Değil ilgi duymak, izledikleriyle adeta kanı donan insanın Allah’a, İslam’a, Kur’an’a ve Müslümanlara karşı kalbi soğur. Karanlık kafaların hurafe dolu bu tarz bir tebliğ yöntemi, insanları dinden uzaklaştırır, adeta cehenneme iter.

Allah ve din hakkında saygısızca konuşanlar, kendilerince alaycı bir üslup kullananlar, ahirette Rabb’lerinin huzuruna yapayalnız çıktıklarında bu tarzda konuşabileceklerini mi zannediyorlar?.. O, oldukça zorlu bir gündür. O gün, O’nun izni olmaksızın hiç kimse söz söyleyemeyecek (Hud Suresi, 105), sesler kısılacak, hırıltıdan başka bir şey işitilmeyecektir. Anlattıkları hayal ürünü kıssalarla, yaptıkları çirkin espriler ve saygısız üsluplarıyla, insanların Allah’a olan saygı ve sevgisini zayıflatacak davranışlarda bulunanlar, yapıp ettikleri yüzünden telafisi olmayan şiddetli bir pişmanlık yaşayacaklardır.

Samimi mümin, Allah’ın sevgisinden ve hoşnutluğundan mahrum kalmaktan şiddetle korkar. Allah’ı gazaplandırmaktan korkar, Allah’a karşı saygıda kusur etmekten korkar. Kendisinden uzaklaşmasından, sevdiği kulları arasında olamamaktan korkar. Kur’an ahlakını samimiyetle yaşayan insanlar, dua ederken bile Rabb’leriyle içleri titreyerek derin bir saygı, sevgi ve korku hissederek konuşurlar.

Kur’an’a göre müminler, Rabb’lerini görmedikleri halde bir haşyet içindedirler (Enbiya Suresi, 49), umutla ve korkarak dua eder ve Allah’a derin saygı gösterirler (Enbiya Suresi, 90), O’nu en içten bir saygıyla yüceltirler (Fetih Suresi, 9), Allah’a derin saygı gösterenler olarak inanırlar. (Al-i İmran Suresi, 199) Kadın ve erkek tüm müminler saygıyla Allah’tan korkarlar (Ahzap Suresi, 35), kalpleri saygı ve korku ile yumuşar (Hadid Suresi, 16) ve içleri saygıyla titrer. (Rad Suresi, 21)

Samimi müminler, "Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar" dır. (Mü’minun Suresi, 57) Allah’a karşı derin bir saygı ve korku, samimi imanın önemli bir göstergesidir. İnsan, fıtrat olarak diğer yaratılmışlardan üstün olsa da, tüm kuvvet ve kudret sahiplerinin üzerinde olan Rabb’inin sonsuz gücü karşısındaki aczinin bilincinde olmalıdır…

Şayet Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz. (Haşr Suresi, 21)