Evrende hiçbirşey yokken Yüce Allah vardı ve O, zamandan ve mekandan münezzehtir. Maddeyi, zamanı, mekanı ve herşeyi, Kur’an’ın "Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi,117) ayetiyle haber verildiği gibi yalnızca "Ol!" emriyle yaratmıştır.

Yüce Rabb’imiz çoğu insanın düşündüğü gibi, herşeyi yarattıktan sonra göklere çekilip -Rabb’imi tenzih eder, yüceltirim- neler olacağını izlemez. O ezelde belirleyip- yarattığını zaten bilir. Herşey Allah’ın kontrolündedir; O, üstün gücüyle bütün işleri evirip çevirendir, O an an yaratmaya devam edendir. Kur’an’da birçok ayette tüm olayların Rabb’imizin dilemesiyle gerçekleştiği bildirilir:

"Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir." (Secde Suresi,5)

"Ya da halkı sürekli yaratmakta olan, sonra onu iade edecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka ilah mı? De ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz,kesin-kanıtınızı getiriniz." (Neml Suresi,64)

Evrendeki ve canlılardaki muhteşem tasarımların, eşsiz düzen ve dengenin tek sahibi, bir örnek edinmeksizin yaratan Allah’tır. Kur’an’da, “Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah’ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.” (Enbiya Suresi, 22) ayetinde bildirildiği gibi, başka bir ilah daha olsaydı, herşey karmaşaya dönüşür, bozulmaya uğrardı.


Herşeyin, bir yaratıcı olmaksızın, tesadüfler sonucunda oluştuğuna inanmak ise Allah’a şirk koşmak anlamına gelir. Ve şirk, Rabb’imiz’in asla bağışlamayacağını haber verdiği bir suçtur:

Gerçekten Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi,48)

Bazı insanlar bu konuda gaflettedirler ve bu nedenle imanın getirdiği huzuru gereği gibi yaşayamaz, pek çok konuda zorluk çekerler. Sevgi, saygı, dostluk, özveri, sabır, bağışlama ve daha birçok güzelliği insanlardan beklerler. Tüm bunları kendi iradeleri ve çabalarıyla kazanacaklarını zannederler. Oysa nimet ve güzelliklere ulaşmak için ne kadar çabalarsa çabalasın, insanın bu konuda bağımsız bir gücü yoktur. Maddi ya da manevi, insana ulaşan herşeyi yaratan ve kuluna veren Allah’tır.

Allah’ın sonsuz kudretinden ve benzersiz yaratmasından gafletteki kişiler, yeniden dirilişi de alay konusu edinirler:

Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

Gerçekleri kavrayamayan bu kimselerin, dirilişe ilişkin bu mantık dışı sorularına en güzel cevap yine Kuran’dan gelir:

İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir." (Yasin Suresi, 77..79)

İman etmeyenlerin, tüm yaşamlarını Allah’tan uzak, nefislerinin bencil istek ve tutkularının ardında geçirdikten sonra, sorgulanmak işlerine gelmez. Ahireti reddetmek amacıyla kendilerini kandırır, akıl dışı örnekler verirler. Tuz tanesi büyüklüğündeki embriyodan muhteşem sistemlere sahip düşünen, konuşan, akleden, trilyonlarca hücreden oluşmuş insanı yaratan Rabb’imiz, yeniden dirilişi neden gerçekleştiremeyecektir? Sonsuz ilim sahibi yüce Allah’ın her şeye olduğu gibi, ahiret yaratmasına da gücü yeter:


"Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir); O yaratandır,bilendir. (Yasin Suresi,81)

Yüce Allah üstün aklı, muhteşem büyüklüğü ve sonsuz kudreti ile “gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır.” O’na eş ve benzer başka bir ilah yoktur. Allah’ın emri durmaksızın iner; izlediğimiz görüntüler sürekli değişir. Her görüntü an an yaratıldığı için, bir görüntünün bir sonrakiyle ilgisi olmayabilir. Çünkü Allah, zamandan olduğu gibi sebeplerden de münezzehtir ve bir şeylerin değişmesi için O’nun sebeplere de ihtiyacı yoktur. O dilerse sebepsiz de yaratabilir; bir anda izlediğimiz kareler değişebilir. Sebeplere bağlı olduğumuz için gerçekleşmesinin imkansız olduğunu düşündüğümüz olaylar, Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla gerçek olabilir.


Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için. (Talak Suresi, 12)