Allah’ın Kur’an’da kullarına haber verdiği her vaadi haktır; gerçekleşmesi kuşku götürmeyen en kesin sözdür. "Haberin olsun, göktekilerin ve yerdekilerin tümü gerçekten Allah’ındır. Haberin olsun; şüphesiz Allah’ın va’di haktır; ancak onların çoğu bilmezler." (Yunus Suresi, 55) ayetiyle haber verildiği gibi birçok insan bu konuda gaflettedir. Ancak kesin bir bilgiyle iman edenler, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmazlar.

Gerçekten Allah’ın vaadinin hak olduğu birçok Kur’an ayetinde haber verilir ve insanlar hem dünya hayatında hem kıyamet gününde hem de ahiret hayatında kendilerine mutsuzluk yaşatabilecek konularda uyarılırlar.

Kur’an Ahlakının Yeryüzü Hakimiyeti Vaadi

Allah ayetlerinde Kendisine ortak koşmayan müminleri kesinlikle inkâr edenlere galip getireceğini, onların korkularını gidereceğini ve İslam’ı dünyaya hakim kılacağını vaat eder. “Zikirden sonra Zebur’da da: "Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105) buyurur. Hiç şüphesiz, vaadedilenin mutlaka geleceğini, salih kullarını aciz bırakmayacağını (En’am Suresi, 134) haber verir. Müjdelediği kullarının karşısına dağlar bile dikilse, onları ezip geçecekler; dağlarda kendilerine bir yol bulacaklardır.

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaat etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ’güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ’güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)


Kıyamet Günü Vaadi

Allah, dünya hayatının aldatıcılığına dikkat çeker; kesin bilgiyle inanmayanların kendilerini telaşa kaptırıp-hafifliğe ya da gevşekliğe sürüklememesini buyurur. Ve kullarının kıyamet gününün azabından korkmalarını ister. Çünkü o öyle bir gündür ki, "... (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç)bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah’ın va’di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın. (Lokman Suresi, 33)

Bütün varlığını insanın sonsuz azap çekmesine adamış olan en büyük düşmanı şeytan, insanı fakirlikle korkutur ve çirkin utanmazlıklara yöneltmek ister. Allah ise kullarına Kendisi’nden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vaad eder. (Bakara Suresi, 268) Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. (İsra Suresi, 64)

Şeytanın telkinlerine kanan kişiler, ahirette onun kaypak karakterini açıkça görürler: "İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di va’detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır." (İbrahim Suresi, 22) Şeytanın sözlerindeki gibi; gerçek olanı vaad eden yalnızca Allah’tır.

Allah’ın vaadini göz ardı edenler akılları baliğ olmayan çocuklar gibidirler; oynar oyalanır vakit öldürürler. Söz dinlemeyen bu kişiler hakkında Kur’an’da, "Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp-oynasınlar, oyalansınlar." (Mearic Suresi, 42) buyrulur.

Allah, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun "ol" dediği gün (herşey) oluverir, O’nun sözü haktır. Kıyamet günü de kesin bir gerçektir. Ve Sur’a üfürüldüğünde vadedilmekte olan azap günü gelmiştir. "Gerçekten Allah’ın va’di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz. (Casiye Suresi, 32)

Oysa “Allah’ın vaadi geldiği zaman, O, herşeyi dümdüz eder;Rabbimin va’di haktır. (Kehf Suresi, 98)

Kıyametin gerçekliğine inanmayanların gözleri korkudan ve dehşetten düşmüştür; yüzlerini de bir zillet kaplamıştır. İşte bu, kendilerine vadedilmekte olan kıyamet ve azap günüdür. O gün en büyük ve adil mahkemede tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte onlar kurtulanlardır. Sonra Allah, elçilerini ve iman edenleri kurtarır; çünkü mü’minleri kurtarmak O’nun üzerine bir haktır. (Yunus Suresi, 103)

Rabb’inden apaçık bir delil üzerinde bulunduğu halde Kur’an’ı inkar edene gelince; ateş ona vaad edilen yerdir. "Bundan kuşkuda olma " buyurur Allah; çünkü o, Rabb’inden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar. (Hud Suresi, 17)

Sonsuz Ahiret Vaadi

İnsanların birçoğu, ölümle birlikte yaşamın son bulacağını ve tüm hayatın dünyadan ibaret olduğunu zannederler. Oysa dünyadaki herşey ve herkes sonlu yaratılmıştır; dünya hayatındaki herşey birgün ölecektir. İnsan için ölüm bir son değil, sonsuz hayata geçiştir. Ve ölümle birlikte muhteşem bir yaratılış, sonsuz ahiret hayatı başlayacaktır. Ahiret kesin bir gerçektir; Allah’ın vaadidir.

Şimdi, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi, dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba uğramak için) hazır bulundurulan kişi gibi midir? (Kasas Suresi, 61)

Dünya çok kısa süreli geçici bir imtihan mekanıdır ve ölüm her an insanı bulabilir. Bu nedenle iman eden insan yaşamı süresince, Allah’ın vaadi olan sonsuz ahiret hayatı için hazırlık yapar.

Cehennem Vaadi

İnkarcılar, dünya hayatları boyunca zorluk ve sıkıntıları kabus gibi yaşar, nimet ve güzelliklere ulaşamazlar. Bu, inkar içinde yaşamaları nedeniyle onlara dünyada ve ahirette verilmiş olan büyük bir karşılıktır.

Cehennem ehli kendilerince alay ederek; "Rabbimiz, hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver." (Sad Suresi, 16) derler. Onlara en güzel cevap Kur’an’dadır: “İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.” (Yasin Suresi, 63)

Kafirler ve münafıklar, dünyada yaşadıkları karanlığı ahirette çok daha şiddetlisiyle sonsuza dek yaşarlar. Onlar yapıp ettikleri nedeniyle lanetlenmişlerdir; yüreklere tırmanan ateşin en alt tabakası onlar için hazırlanmıştır.

Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe Suresi, 68)

Cennet halkı, ateş halkına seslenir: "Bize Rabbimiz’in vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun." (Araf Suresi, 44)

Cennet Vaadi

"Bizim Rabbimiz Allah’tır" deyip dosdoğru yolda yürüyen kulları, "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vadolunan cennetle sevinin." (Fussilet Suresi, 30) sözleriyle melekler, Rabb’lerinin vaadini müjdelerler.

Allah birçok Kur’an ayetinde, takva sahibi mü’min erkek ve kadınlara içinde güzel mekanlar bulunan sonsuz cennetini vaad eder. Onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. (Ra’d Suresi, 35)

Meryem Suresi’nde tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunan kullarına Adn cennetlerini gaybtan vaad eder. "Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir." (Meryem Suresi, 61)

Ayrıca Allah, yolunda mücadele eden kullarına Tevrat, İncil ve Kur’an’da cennetini vaad ettiğini haber verir.

Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ’büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Tevbe Suresi, 111)

Ve Allah’ın, yaptıklarının en güzelini kabul ettiği muttaki kulları için o gün cennet yakınlaştırılır.

"Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah’a) yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan, Görmediği halde Rahman’a karşı ’içi titreyerek korku duyan’ ve ’içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir. "Ona ’esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür." (Kaf Suresi, 32, 33, 34)