Dua etmek, Allah ile kurulan bağdır ve O’na teslim olmanın bir yoludur. Bütün insanların duaya, dolayısıyla bu bağa ihtiyacı vardır. Buna en hikmetli örnek, Kur’an’da verilen Peygamber dualarıdır. Peygamberimiz’in ve diğer peygamberlerin dualarında, her konuda Allah’a yöneldiklerini, O’na gönülden teslim olduklarını, yalnızca O’ndan yardım dilediklerini ve Allah’ı en güzel şekilde övgüyle yücelttiklerini görürüz.

Hz. Nuh (a.s.)‘ın Duası

Büyük bir kararlılıkla yıllar boyu kavmini Allah’ın dinine davet eden Hz. Nuh (a.s.), düşmanlık eden kavmine karşı büyük bir mücadele verir. Allah’ın yardımını umut ederek ettiği dua, Kur’an’da şöyle bildirilir:

“Sonunda Rabbine dua etti: “Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al.” (Kamer Suresi, 10)

Allah, duasına icabet eder ve ona kopacak tufan’ı haber verir. Allah’ın buyruğuna itaat eden Hz. Nuh (as), kavminin baskılarına aldırmadan büyük bir gemi yapar. Yakında bir deniz veya göl olmadığı halde Allah’ın vaadi üzerine tufan felaketi meydana gelir. Hz. Nuh (as)’ın, kendisiyle birlikte gemiye binmeyip boğulan oğlunun ailesinden olduğunu söylemesi üzerine Allah, "o kesinlikle ailenden değildir" buyurur. Hz. Nuh (as) da hemen Rabb’inden bağışlanma diler:

Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum." (Hud Suresi, 47)

Hz. İbrahim (as)’ın Duası

Allah’ın dost edindiğini bildirdiği ve "tek başına bir ümmet" olarak tarif ettiği Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) ile birlikte Kabe’yi inşa ederken şöyle dua ederler: "... "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin". (Bakara Suresi, 127)

Yine oğlu Hz. İsmail (as) ile birlikte ettikleri bir başka dualarında hem kendi dönemlerinde yaşayan, hem de gelecekte yaşayacak insanlar için istekte bulunurlar:

Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin. (Bakara Suresi, 128-129)

Hz. Lut (as)’ın Duası

Hz. Lut (as) uzun yıllar kavmine tebliğ yapar. Ancak eşcinsel ilişkilerde bulunan sapkın kavminin Hz. Lut(as)’a cevabı hep olumsuz olur. Hz. Lut (as), kendisini elçi olarak tanımayıp meydan okuyan kavminden Allah’a sığınarak şu duayı eder:

Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (Ankebut Suresi, 30)

Allah, onun duasını kabul eder ve bu sapkın kavim helak edilir.

Hz. Eyüp (a.s.)‘ın Duası

Hz. Eyüp (a.s.), inananlara sabrı ile örnek olan bir peygamberdir. Çok ciddi bir hastalığa yakalanır ve oldukça zorlu bir imtihanla sınanır. Ancak her koşulda sabrını ve tevekküllü tavrını korur. Onun samimi duası Kur’an’da şöyle haber verilir:

“Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın.” (Enbiya Suresi, 83)

Allah’ın, çok farklı bir şekilde imtihan ettiği Hz. Eyüp’e cevap ise şöyledir:

"Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona Katımız’dan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik." (Enbiya Suresi, 84)

Hz. Yusuf (as)’ın Duası

Hz. Yusuf kıssasında, dua konusunda güzel örnekler oldukça fazladır. Hz. Yusuf (as), yaşadığı tüm zorluklara rağmen sabır ve tevekkülünü koruyan, sadakatinden ödün vermeyen bir peygamberdir. Ölmesi için kuyuya atılan, iftiraya uğrayıp yıllarca zindanda kalan Hz. Yusuf (as), gösterdiği güzel davranışların karşılığını alır ve hazinenin başına geçirilir. Şükreder ve Rabb’ine şöyle dua eder:

Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat. (Yusuf Suresi, 101)

Kur’an’da, adıyla anılan suredeki kıssasında Hz. Yusuf (as)’ın, karşılaştığı her zorlukta teslimiyet gösterdiğini ve Allah’a olan güçlü imanını kanıtladığını görürüz.

Hz. Şuayb (as)’ın Duası

Hz. Şuayb (as)’ın peygamber olarak gönderildiği Medyen ve Eyke halkı sınır tanımaz kavimlerdir. Kavminin duyarsızlığı ve kendisini tehdit etmeleri yüzünden Hz. Şuayb (as), Rabb’ine yönelir ve şöyle dua eder:

Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah’a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. ’Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında ’Sen hak ile hüküm ver,’ Sen ’hüküm verenlerin’ en hayırlısısın. (A’raf Suresi, 89)

Yüce Allah bu dua üzerine hükmünü verir ve inkarcı kavim helak edilir.

Hz. Süleyman (as)’ın Duası

Kendisine verilen güç, iktidar, servet, cinleri, rüzgarı ve şeytanları yönetmek, hayvanların dilini anlamak gibi özelliklerden dolayı Hz. Süleyman (as) Allah’a şükreder ve şöyle dua eder:

"... Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." (Neml Suresi, 19)

Ayrıca ettiği, "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin. "(Sad Suresi, 35) duası dünyevi bir istek gibi görünse de aslında ahirete yöneliktir. "... Gerçekten ben mal sevgisini Allah’ı zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi, 32) ifadesi, serveti Allah yolunda kullanmak için istediğini gösterir.

Hz. Zekeriya (as)’ın Duası

Hz. Zekeriya (as), yaşı ilerlediğinde ölümünün ardından kavminin durumu hakkında endişe eder ve Allah’tan bir varis ister:

Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman; Demişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım. Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et. Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu razı olunan kıl." (Meryem Suresi, 3-6)

Allah, görünürde çocuk sahibi olması imkansız olan Hz. Zekeriya (as)’ın samimi duasına icabet eder ve ona salih bir oğul verir.

Hz. Yunus (a.s.)‘ın Duası

Hz. Yunus (a.s.), çağrısına cevap vermeyen kavmini terk eder ve bir gemiye biner. Ayetlerde bildirildiği üzere, bindiği gemide yolcular arasında kura çekilir ve kura sonucunda onun denize atılmasına karar verilir. Denizde dev bir balık tarafından yutulan Hz. Yunus (a.s.), balığın karnında Allah’a sığınıp dua eder. Kur’an’da bu olay şöyle anlatılır:

Balık sahibi (Yunus’u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: “Senden başka İlah yoktur, Sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye çağrıda bulunmuştu. Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız.” (Enbiya Suresi, 87–88)

Hz. Yunus (a.s.), samimi olarak Rabb’ine dua eder, sabırla yardımını umut eder. Sonsuz merhamet sahibi Allah, hatasını itiraf eden Hz. Yunus (a.s.)‘ın tevbesini kabul eder ve onu balığın karnından kurtarır.

Hz. İsa (as)’ın Duası

"... Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ’seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır.." (Al-i İmran Suresi, 45)

Gökten bir sofra inerse kalplerinin daha da tatmin olacağını söyleyen havarilerin bu istekleri üzerine Hz. İsa (as), Allah’a şöyle dua eder:

... "Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Senden de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti. (Maide Suresi, 114)

Bir başka duası ise Allah’ın "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve anneni Allah’ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" sorusu üzerinedir.

Şöyle cevap verir Hz. İsa (as):

"Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) ’Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sendin. Sen herşeyin üzerine şahid olansın." Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan Sensin Sen." (Maide Suresi, 118)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Duası

Peygamberimiz (s.a.v.) dualarında Allah’ı güzel sıfatları ile birlikte anar. Bu duaların geçtiği Kur’an ayetlerinden biri şu şekildedir:

“De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.” (Al-i İmran Suresi, 26)

Rivayete göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dualarından biri ise şöyledir:

"Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölümü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir. Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i’tidâlden ayırmamanı istiyorum. Senden tükenmez bir ni’met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş’e ve huzûr) istiyorum. Senden beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Senden yüzüne bakmanın lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar vericinin zararından, sapdırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum. Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl.” (el-Camiu’s Sağir)

Allah Dualara İcabet Eder; Yardımını Ulaştırır

Yüce Allah Kur’an’da, Peygamberlerimizin kıssalarını örnek vererek dilediğinde her şeyin mümkün olabileceğini kullarına gösterir. En zor anlarda, hatta artık hiçbir çözüm bulunamayacağı zannedilen durumlarda bile Allah yardımını ulaştırır. Allah’ın dilediğini dilediği gibi yaratmaya gücü yeter.

Yüce Allah örneğin sayıca az bir topluluğa, çok sayıdaki düşmana karşı zafer kazandırır. Firavun ve askerleri tarafından yakalanmak üzereyken Hz. Musa (a.s.) ve İsrailoğullarını Kızıldeniz’i açarak kurtarır. Allah’ın bir mucize olarak yarattığı olay sonucunda Hz. Musa’nın asası büyük bir yılana dönüşür ve büyücülerin attıklarını toplayıp yutar. Böylece sihirbazların hilesi ortaya çıkar, Hz. Musa’ya tuzak kurmak isteyen Firavun ve yakınları, halklarının önünde yenilip küçük düşerler. Kendisi ve karısı yaşlı olduğu halde Allah, Hz. Zekeriya (a.s.)’ın duasına icabet ederek ona soyunu devam ettirecek bir çocuk verir. Allah, Hz. İbrahim’in duasına da bir mucizeyle karşılık verir; kendisi çok yaşlı ve karısı da kısır olmasına rağmen ona salih bir çocuk müjdeler. Hz. Yunus (a.s.)’u balığın karnından sapasağlam bir şekilde kurtarır. Kendisini kıskanan kardeşleri tarafından kuyunun dibine bırakılan Hz. Yusuf (a.s.)’u, bir kafilenin bulması fırsatını yaratır.

Kur’an, Allah’ın sonsuz yaratması ve samimi kullarına olan yardımları konusunda birçok ayet içerir. Verdiği örneklerin hikmeti de bizlerin Allah’ın sonsuz gücünü, rahmetini ve dilediğinde hiç ummadığımız yerden yardımını ulaştırabileceğini kavramamızdır. Allah, Kendisi’ne gönülden iman eden ve halisane teslim olan kullarının dualarına icabet edendir:

“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)