Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. (Ahzab Suresi, 58)

Allah’a gönülden inanan ve insanları da Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çağıran samimi insanlar, tarihin her döneminde sözlü ve fiili saldırılara uğramışlardır.

Müminler Allah’tan korkup sakınan, tüm insanlara hoşgörüyle yaklaşan, çevrelerine huzur ve güven telkin eden, adil davranan ve Allah’ın sınırları içinde yaşayan insanlardır. Nefsani ve dünyevi hırsları yoktur; bu nedenle kimseyle çıkar çatışması yaşamazlar. Ancak bu erdemli özelliklerine rağmen, saldırılara maruz kalırlar. Kur’an, müminlere karşı saldırılarda bulunan bu kimselere ilişkin, birçok ayette örnekler verir.

Bu kişilerin müminlere karşı olmalarının altında yatan, gerçekte Allah’a ve dinine karşı olmalarıdır. İçlerindeki büyüklenme arzusu nedeniyle, kendilerine can veren ve sayısız nimet sunan tek güç sahibi Allah’ın varlığını kabul edemezler. Dünya hayatına karşı duydukları hırs ve bağlılık nedeniyle gerçeklerden kaçarlar; çünkü dini kabul ettiklerinde üstlenecekleri sorumluluklar olacaktır. Kimseye karşı sorumlu olmak istemez, yapıp ettikleri nedeniyle Allah’ın huzurunda sorgulanacakları günü düşünmezler. Kendilerine Allah’ı ve dini, ölümün yakınlığını ve sorgulanmayı hatırlatan insanları tehdit gibi görürler.
Bu sapkın düşünceleri nedeniyle, iman edenleri engellemek, kendi batıl dinlerine geri çevirmek için çaba gösterirler. Planlar yapar, tuzak kurar, iftiralar atar, kendilerince eziyet verici sözler söyler, alay eder, türlü karanlık yöntemler denerler.

"Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir." (Mümtehine Suresi, 2)

İman edenleri kendilerince yıldırmak, vazgeçirmek için iftiralar atmaları, bozguncu kişilerin çok sık kullandıkları yöntemdir. Ayette söz edildiği gibi, “ellerini ve dillerini kötülükle” müminlere uzatırlar.

Tarih boyunca, Allah’ın elçilerinin ve onların yolundaki müminlerin tümüne çıkarcılık, delilik, hırsızlık, zina gibi çeşitli iftiralar atılmıştır. Kur’an’da, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Muhammed ve Hz. Meryem gibi birçok kutlu müminin bu tür haksız iftiralara uğradıkları haber verilir. Ancak hiçbir mümin bu iftira ve engellemelere aldırış etmemiş, yılmamış, sabır ve tevekkül göstermiş ve insanları doğru yola çağırmayı sürdürmüşlerdir.

Müminlerin iftiraya uğramaları, Allah’ın dininden uzaklaşmaları için baskı görmeleri Allah’ın değişmez kanunudur. Bir Kur’an ayetinde ,"Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?…" (Bakara Suresi, 214) ifadesiyle bu gerçek müminlere bildirilir. Kur’an’da ayrıca müminlere, inkârcılardan eziyet verici sözler işitecekleri ve sınanacakları haber verilir.

Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran Suresi, 186)

Toplumda, ‘ateş olmayan yerden duman çıkmadığına’ inanılır. Bu söz genellikle iftiraların inandırıcılığını artırmak için söylenir. Kur’an’da, Hz. Yusuf’un kendisinden murad almak isteyen vezirin karısının iftirası nedeniyle, yedi yıl zindanda kaldığı bildirilir. Hatta, “…Yusuf’un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü)ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35) ayetindeki ifadeden Hz. Yusuf’un suçsuzluğunun da bilinmekte olduğu açıktır. O halde, Hz. Yusuf kıssasından çıkaracağımız sonuçlardan biri de; duman çıkması için mutlaka ateş olmasının gerekmediğidir.

İftiralarla karşılaşan samimi mümin, geçmiştekilerin yaşadıkları kendi başına geldiğinde hayrete düşmez, üzülmez, kesinlikle umudunu yitirmez. Sabırlı, tevekküllü, kararlı davranır; dahası şevki artar. Güzel bir sabırla sabrettiğinde Allah’ın rahmeti ve hoşnutluğuyla ödüllendirilmeyi arzular.

Ancak en dikkat çekici olan; hiçbir iftiracının amacına ulaşamamış olmasıdır. Bundan sonra da başaramayacaklardır. Çünkü Allah daima yolunda çaba gösteren samimi kullarını inkârcıların attıkları iftiralardan temize çıkarmıştır.

Ey iman edenler, Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında vecihti. Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve sözü doğru söyleyin. (Ahzab Suresi, 69-70)

Günümüzde de inkârcıların çabaları aynı şekilde sonuçsuz kalacaktır. Çamur atıldığında müminin üzerinde asla iz kalmaz; çünkü atılan pisliklerden onu temizleyip arındıran Rabb’idir.