Yazımın ilk bölümünde, Allah'a, Peygamberimiz (asm)’a ve dinimizin kutsallarına yönelik uygunsuz davranışlar sergileyen, dahası 'her türlü dini düşünceye karşı olduklarını' açıkça söyleyen bazı kişilerin, Mevlana'nın görüşlerine ve eserlerine sempati ile yaklaşmalarının, belli bölümlerini sürekli paylaşmalarının elbette önemli bir sebebi var demiştim.

Samimi Mevlevileri tenzih ederim ama yıllardır bir oyun oynanıyor. İngiliz derin devleti 'Müslüman' üyelerinin sürekli eşcinsellik propagandası yaptıkları kimi 'Rumi' vakıfları kullanarak, İslam yerine yeni bir din inşa etmek istiyor. Bu Deccalî oyunu bozmak hepimizin sorumluluğu.

Mevlana’nın eserlerindeki -belki sonradan ilave edilen-Kur’an’a uygun olmayan evrimci fikirler, Türkler’in ve kadınların aşağılandığı ve sapkın eşcinsellik içeren bölümlerden yaptığım alıntılara devam ediyorum;

"Ey mümin, sen, Tanrı nuruyla bakar, görürsün… Hatadan, yanılmadan eminsin!" (Mesnevi,  Cilt 4, beyit, 1855)

 “Aşk kafiriyiz biz Müslüman başka. Müslümanlığın, kafirliğin dışında bir ova. Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar-gider. Anlayan vardı mı usulca başını kor. Ne Müslümanlığa yer var, ne kafirliğe yer.” (Mesnevi, Syf 298)

"Kâbe, taşa-topaca tapanlarla doludur; sen bize yüz tut, biziz Tanrı kıblesi." (Divan-ı Kebir, 5/19)

"İlletli kimse ne tutarsa illet olur. Kamil kafir bile olsa o küfür, din ve şeriat haline gelir." (Mesnevi, beyit 1610, syf 129)

"Tanrı boyuna bakar, biz gönüle bakarız, şekle değil; şekil balçıktır ancak demede." (Mesnevi, Cilt 3, syf 150)

“Mustafa'yı ayrılık derdi kapladı, daraldı mı, kendisini dağdan atmaya kalkardı. Cebrail "Sakın yapma! 'Kün' emrinde sana nice devletler takdir edilmiştir" deyince yatışır, kendini atmaktan vazgeçerdi. Sonra yine ayrılık derdi gelip çattı mı, yine gamdan, dertten bunaldı mı kendisini dağdan aşağı atmak isterdi.” (Mesnevi, syf 294. 3535. Beyit)

(Mustafa olarak söz edilen Peygamberimiz(asm)’dır. Beyitte -haşa- psikolojisi bozuk, sürekli intihar eğilimi olan biri gibi söz ediliyor.)

“Zevk veren her şey, şu aşağılık kişiler, bir delil elde edip dadanmasınlar diye nehyedilegelmiştir. Yoksa şarap, çeng, güzel sevmek ve sema, haslara helaldir, aşağılık kişilere haram." (Seçme Rubailer, s. 43)

 "Ademoğlu ilk önce cansızlar âlemine (iklim) geldi. Sonra bitki âlemine geçti, orada uzun müddet kaldı. Cansızlar âlemini ve orada meydana gelen kavgaları hatırlamadı. Bitki âleminden hayvan âlemine geçti. Burada da bitkiykenki halini hiç hatırlamadı. Yüce yaratıcı onu hayvan âleminden insan âlemine çekti. Bir âlemden diğerine koştura koştura: Sonunda o âlim ve akıllı oluverdi." (Mesnevi, Cilt 3, syf 3990)

"Nefis ve hırsı kadın, aklı da erkek bil. Akıl onlara değerli bir mum oldu." (Mesnevi, 1. Cilt, 3010. Beyit)

"Çocukta da kadında da akıl yoktur. Aydın bir karara varamaz... Kadında hayvanlık sıfatları çoktur; çünkü kadının gönlü renge, kokuya akar." (Mesnevi, 2. Cilt, syf 563

"... Bağ yapımında Rum rençberler, bozumunda da Türk rençberler tutmak lazımdır. Çünkü dünyayı imar etmek Rumlara; yıkmak ise Türklere mahsustur." (Menakıbü’l Arifin, Ahmed Eflaki’nin farsça eseri (1360). Bu eser, Mevlevi tarikatının en kapsamlı anlatıldığı kitap olarak bilinir)

… Ve ayrıca iri yarı erkekler ve oğlanlar, kadın kılığında hamama giren erkekler, gerdek geceleri, hayvanlarla ilişki kurma ve eşcinsellik üzerine edebe uygun olmayan ve burada anlatamayacağım sapkın cinsellik ifadeleri içeren hikayeler.

Mesnevi şarihlerinden Şefik Çan, Mesnevî'deki müstehcenlik konusunda şunları söylüyor:

"Mevlana'nın anlattığı hikâyeler arasında bazı güldürücü, bazı müstehcen olanları da vardır... Mevlana bu hikâyeleri güldürmek, eğlendirmek için değil, ibret ve hikmet almak için iktibas etmiştir... Bazen Kur'an'da, şeytanın iğvalarını bize Rabbimiz'in diliyle anlatılır ki, insanoğlu apaçık düşmanı olan şeytanın hilelerini ve tuzaklarını tanısın ve bilsin."

Hayır! Rabbimizin 'dili' bu değil. Kur'an'daki en ‘müstehcen’ kıssa olan Aziz'in karısının Hz. Yusuf'u tacizi konusu bile çirkinlik ve iğrençlik içermeden anlatılıyor. Kadının, Yusuf(as)’ın gömleğini yırtacak derecedeki saldırganlığı bile, "kadın murad almak istedi" ifadeleriyle aktarılıyor.

Mesnevi’de yer alan alıntıladığım ve benzeri birçok ifade, Mevlana'nın kendisine ait olmayabilir. Söz konusu bölümleri ekleyenler de bunu bilgisizliklerinden dolayı yapmış olabilirler. Ancak sebep her ne olursa olsun, Mevlana'ya atfedilen, Kur’an'a ve Türk-İslam ahlâk anlayışına uygun olmayan bu anlatımların İslam adına yaygınlaştırılması, dinimiz ve toplum açısından tehlikedir.

Kendilerini Müslüman olarak gösteren ancak amacı İslam'a zarar vermek olan kimi şahıslar için Mesnevi önemli bir kaynak ve hareket alanı haline gelmiş. Ki İslam'ı dejenere etmeye çalışan kimi ilginç karakterli insanlar, bu amaçla, Mesnevi'deki Kur’an'a muhalif olan anlatımları sıklıkla kullanıyorlar. Kur’an ahlakına aykırı inançların ve düşüncelerin ‘İslam adına’ savunuculuğunu yapanlar, Mevlana'nın eserlerini ve fikirlerini referans gösteriyorlar.

Evet bu durum çok ciddi bir 'tehlike'dir. Kimin tarafından ve ne sebeple yazıldığından çok, bu anlatımların İslam ve Kur’an dışı olmasıdır tehlikeli olan. Kimi insanlar bu anlatımlar yüzünden bilinçsizce Kur’an'ın ilkelerinden ve inançlarından uzaklaşabilirler. Bu sebeple İslam dışı felsefelerin yanlışlığının deşifre edilmesi' son derece önemlidir.

 

 

 

Geçtiğimiz aylarda, Leonardo Di Caprio'nun başrolünü oynayacağı bir Mevlana filmi çekileceği haberi medyada yer aldı. Avrupa’nın Mevlana hayranlığı ve filmini çekecek olması boşa değil. Mevlana’nın eserlerindeki -belki sonradan ilave edilen-Kur’an’a uygun olmayan bölümlerin, evrimci fikirlerin, sapkın eşcinselliğin, açık ya da gizli mesajlar halinde bu filmde yer alacağını düşünüyorum.

İslam’a karşı açıkça tavır almış olan kimi kişilerin Mevlana'nın bazı görüşlerine yoğun ilgi ve sempati göstermeleri oldukça dikkat çekici. Allah'a, Peygamberimiz (asm)’a ve dinimizin kutsallarına yönelik uygunsuz davranışlar sergileyen, dahası 'her türlü dini düşünceye karşı olduklarını' açıkça söyleyen bazı kişilerin, Mevlana'nın görüşlerine ve eserlerine tam tersi bir yaklaşım göstermelerinin elbette önemli bir sebebi var.

Samimi Mevlevileri tenzih ederim ama yıllardır bir oyun oynanıyor. İngiliz derin devleti 'Müslüman' üyelerinin sürekli eşcinsellik propagandası yaptıkları kimi 'Rumi' vakıfları kullanarak, İslam yerine yeni bir din inşa etmek istiyor. Ve bu dinin adı kendi ifadeleriyle; “İngiliz İslam’ı!”

Mevlana Celaleddin Rumi 13. yüzyılda yaşamış bir düşünür ve mutasavvıf. En önemli eserlerinden biri de Mesnevi. Onun vefatından sonra derlenmiş olan bu eserdeki görüşlerin ne kadarının Mevlana'ya, ne kadarının başkalarına ait olduğu ise tartışmalı bir konu. Bazı tarihçiler, 'Mesnevi'yi Mevlana'nın oğlunun yazıp babasına malettiğini', bazıları da 'Mesnevi'nin üç ayrı kişi tarafından kaleme alındığını öne sürüyor.

“Mesnevi'nin gerçek yazarı kim olursa olsun, bu eserde Kur’an'a uygun olmayan çok fazla anlatım vardır. Bu anlatımlarda, Kur’an'da açıkça 'haram' olduğu bildirilen bazı fiillerin, 'İslam'a göre sözde meşru olduğu' öne sürülmektedir. Çok açık ve uygunsuz üsluplarla, homoseksüelliği ve çocuklara tecavüz edilmesini içeren kıssalar anlatılmakta', 'kadınlar aşağılanarak cinsiyet ayrımcılığı yapılmakta', 'şarabın helal olduğu savunulmakta', 'Mesnevi'nin kutsal bir kitap olduğu öne sürülmekte', 'yaşamın evrimle meydana geldiği belirtilmekte', 'Mevlana'nın Peygamber olduğu ima edilmektedir'. Oysaki bunlar, İslam'a ve Kur’an hükümlerine tümüyle zıt görüşlerdir.” ( http://a9.com.tr/ )

Mesnevi, daha ilk sayfasındaki önsözde, Allah'ın Kur'an'da, Kur'an'a dair yaptığı tanımlarla Mesnevi’yi överek başlıyor;

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla. Bu mesnevi kitabıdır. O, ulaşma ve kesin bilme sırlarını açıklamada dinin asıllarının asıllarının asıllarıdır. O, Allah'ın en büyük fıkhıdır, Allah'ın en aydınlık yoludur ve Allah'ın en açık delilidir. "Işığın hali, içinde kandil bulunan kandillik gibidir. (Nur Suresi, 35) Sabahın ilk anlarından daha parlak verir. O, pınarları ve dalları bulunan gönül cennetleridir. Onda, bu yolun oğullarınca "Selsebil" diye adlandırılan bir pınar vardır ve makam ve keramet sahiplerince en hayırlı makam ve en güzel dinlenme yeridir. Ulu kişiler orada yerler içerler; özgür kişiler orada huzur bulur ve neşelenirler. O, Mısır'daki Nil gibi, sabredenler için içecektir; Firavun soyuna ve kafirlere hasrettir. Allah'ın dediği gibi "Onunla çoğunu sapıtır, çoğunu doğru yola getirir. (İsra Suresi, 9)  Gerçekten o gönüllere şifadır, hüzünlere ciladır (İsra Suresi, 82) ve Kur'an'ı açıklayıcıdır. Rızıkları genişletir ve Ahlakı güzelleştirir. Kerem sahibi salih yazıcıların elleri ile yazılmıştır. (Abese Suresi, 13-16)) Temiz kişilerden başkasının ona dokunmasını men ederler. (Vakıa Suresi, 79)  Alemlerin Rabbinden indirilmedir. (Vakıa Suresi, 80, Bakara Suresi, 79, Al-i İmran Suresi, 78, Maide Suresi, 13) Batıl, onun önünden ve arkasından gelemez. (Fussilet, 42) Allah gözetir ve korur. (Hicr Suresi, 9) O, en iyi koruyucudur ve merhametlilerin en merhametlisidir. Mesnevi'nin başka lakapları da vardır. Yüce Allah ona lakap verdi. Bu azla sözü kısalttık ve az çoğa işaret eder; yudum göle işaret eder; bir avuç buğday, harmana işaret eder.”  (Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu, Mesnevi, Celaleddin Rumi, Akçağ Yayınları, 885 Sayfa:35; Önsöz) (Bu önsözün orjinali arapçadır ve Celaleddin Rumi'ye  aittir. Mesnevi Farsçadır.)

Mesnevi'deki, İslam’a zıt olan bazı bölümlere bakalım;

"Bu alem, Müslümanlıktan da dışarıdır, kâfirlikten de. Orada ne Müslümanığın işi vardır, ne kâfirliğin..." (M. Celaleddin, syf 198, Seçme Rubailer, syf 18)

"Tanrı'dan vasıtasız olarak verilmeyen ilim, gelini süsleyen kadının ona sürdüğü renk gibi diri almaz, uçar gider." (Mesnevi, syf 276)

(Peygamberimize ilim Cebrail(asm) vasıtası ile gelmişti. Haşa, değersiz miydi?)

“Bu alem Müslümanlıktan da dışarıdır, kafirlikten de. Orada ne Müslümanlığın işi vardır, ne kafirliğin.” (Mevlana Celaleddin, sf 198, Seçme Rubailer, syf 18,  Rubai 67)

… Devam edecek.

 

 

Bu yüzden Tanrı, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa teslim etti. Tanrı’yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan’ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin. İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler. Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar. (İncil, Romalılar 1/24-28)

Eşcinselliği kendince legal hale getirmeye çalışan, toplumda sapıklığı normalleştirmeye çalışan bir anlayışı Müslümanlar asla kabul etmez  Ayetleri yaşamak isteyen samimi Müslüman, temizlenmeyi hem kendisi hem de insanlık için ister. Kirlenmek güzel değil!

Özellikle gençler bu konuda ciddi uyarılmalı. Yazık ki eşcinsel arkadaş gruplarına giren gençler grup kimlikleri ile ödüllendiriliyor ve sosyal normlara uymak için eşcinselliği tercih ediyorlar.

Lutilik(eşcinsellik) konusunda Peygamber(asm) şiddetle uyarıyor Müslümanları;

“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Lût’un kavminin amelini işlemeleridir.” (Tirmizî, Hudûd, 24/1457)

Homoseksüelliğin yaygınlaşması kıyamet alametidir. "Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde kıyamet yaklaşmış olacak.” (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm kıyamet ve diriliş, s.480)

"...Lûtilik (homoseksüellik) çoğaldığı zaman Allah homoseksüellerden(ve onların işini tabîi gören toplumlarından) korumasını kaldırır. Hangi yaşayış üzerinde yıkıma uğrayacaklarını önemsemez.( Et-Terğib 4/65.)

"Niye homoseksüellere izin vermiyorsunuz?", "Niye onlara özgürlük tanımıyorsunuz?", "Rahatça yaşamalarına neden karışıyorsunuz?" gibi sinsi üsluplarla, dinde asla yeri olmayan bir sapkınlığın meşrulaşması için yapılan telkinlerin dozu günden güne artırılıyor, bu görüşü insanlara benimsetmek için büyük çaba gösteriliyor. Yaygın olanın sapkın olmayacağı dayatılmaya çalışılıyor. Oysa sapkın bir davranışın yaygın olması onu doğru yapmaz.

“Cinsel sapkınlık içinde olan kişiler toplum tarafından kabul görmek ve sapık eylemlerini haklı çıkarmak için kendilerince “östrojen hormonlarının yüksek seviyelerde olduğunu” veya “genetik olarak bu yaratılışta doğduklarını” iddia ederler. Oysa bu iddialar bilimsel açıdan kesinlikle doğru değildir. Öncelikle homoseksüel bir erkek ile normal bir erkek arasındaki östrojen ve testosteron hormon seviyelerinde fark yoktur. Ayrıca bilim adamları homoseksüellerin genetik olarak bu mizaca sahip olduklarını destekleyen hiçbir delil bulamamışlardır. Son 20 yıldır Avustralya, ABD ve İskandinav ülkelerinde yürütülen sekiz ayrı araştırmaya göre eşcinselliğin kesinlikle genetik olmadığı sonucu çıkmıştır. Diğer taraftan bu durum genetik bile olmuş olsa sergilenen ahlak dışı davranışları asla haklı çıkarmaz. Doğuştan çift cinsiyetli olan veya bunun gibi cinsel gelişim anomalileri yaşayan insanlar olabilir. Ancak bu durum hiç kimsenin sapkın davranmasına mazeret olamaz. Bir insan her koşulda iffetini ve ahlakını koruyarak, şerefli bir hayat sürmekle yükümlüdür.” (1)

İslam barış ve hoşgörü dinidir ancak inanan insanların, inançları gereği Allah Katında çirkin görülen her şeye karşı duruş sergilemeleri, doğruları anlatmaları, uyarmaları sorumlulukları gereğidir. Kur’an’a ve diğer kutsal kitaplara uygun olan budur;

Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım." (Şuara Suresi, 168)

(Allah) Sodom ve Gomora kentlerini yakıp yıkarak yargıladı. Böylece Allah’sızların başına geleceklere bir örnek verdi. Ama ilke tanımayan kişilerin sefih yaşayışından azap duyan doğru adam Lut’u kurtardı. Çünkü onların arasında yaşayan bu doğru adam, görüp işittiği yasa tanımaz davranışlar yüzünden doğru yüreğinde her gün ıstırap çekerdi. Görülüyor ki Rab Kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir. (Petrus’un 2. Mektubu, 2:6-10)

Kur’an'a dayalı İslam anlayışı baskı, şiddet, öldürme, cinayet ve vahşeti reddeder. Müslüman, kötülüklere karşı mücadele ile sorumludur. Cinayetin, hırsızlığın, terörün çirkinlik olduğunu nasıl anlatıyorsa, homoseksüelliğin çirkinlik olduğunu da anlatmakla sorumludur. Düşüncesinden ya da hayat tarzından dolayı bir insana şiddet uygulanması gibi, Allah’ın haram kıldığı eşcinselliğin meşrulaştırılmaya çalışılıp telkin edilmesi de aynı derecede yanlıştır. 

Bir diğer yanlış da dünyada 14 milyon çocuğun eşcinsel partnerlere teslim edilmiş olmasıdır. Evlat edilinip, ruh sağlığı bozulma ihtimali bulunan 2 milyon çocuk ise sırada.

Deccal, Allah’sız, dinsiz, sapkın, homoseksüel bir dünyayı hedefliyor. “Illuminati’nin savunduğu simyacı kaos teorisinin temel prensibi, ortada gözüken iki’nin sonuçta bir haline gelecek olmasıdır. Erkeksi ve kadınsı özellikler tek bir özellik haline gelecektir; Hermafrodit…” (2)

İslam aleminde eşcinselliği meşrulaştırmak için uğraşanların Darwinist, Rumî ve İngiliz derin devletiyle bağlantılı olması manidardır. Ancak bugün, İngiliz derin devletinin plânladığı, Rumiliği ve Darwinizm'i Allah'ın lânetlediği eşcinsellikle yoğurup İslam alemini dejenere etme oyunu artık deşifre oldu. Müslüman görünen ama ayetleri 'eğip bükerek' Kur'an'la bu sapkınlıkları bağdaştırmaya çalışan kimi kuklalar bu rezaletin içinde olsalar da, Deccalin her oyunu gibi bu da mağlubanedir!

Eşcinsel hareket, uluslararası lobi gücü yüksek bir ideoloji olarak legalleştirilmeye ve dogmatik bir hareket olarak hızla yaygınlaştırılmaya devam ettikçe, Allah’ın izniyle yazmaya devam edeceğim.

İleriki yazılarımda, Mesnevi’deki -belki sonradan ilave edilen-Kur’an’a uygun olmayan evrimci fikirlerin, sapkın eşcinselliğin, açık ya da gizli mesajlar halinde yer alan bölümlerinden alıntılarla ‘Rumîlik’ konusuna değineceğim.

 

(1)http://www.pravdareport.com/opinion/columnists/12-05-2016/134394-homosexuality-0/

(2) Illuminati-Entrika Çemberi (Texe Marrs)

 

 

 

 

Bugün tüm dünyada, eşcinselliği "cinsel tercih" gibi gören dünya görüşünün yaygınlaştırıldığı çok açık. Toplumu kendi tasarımları olan rol modele göre şekillendirmeyi amaçlayan, söz konusu anomali durumunu topluma yaymak için ciddi lobi faaliyetleri yürüten, toplumda yaygınlaştırmak için her türlü yolu deneyen, dizilerden yarışma programlarına, kliplerden haber bültenlerine, tartışma ve eğlence programlarına kadar her alanı zorlayan, toplumun bilinçaltında eşcinselliği doğal bir seçim olarak kabul ettirmeye çalışan belli bir kesim var.

Geçtiğimiz ay A9 TV kanalında bu konuda hazırlanmış çarpıcı bir belgesel izledim. Dünya çapında eşcinsellik propagandasının, Müslüman kimlikli üyelerden oluşan İngiltere’deki bazı vakıflar aracılığıyla nasıl yaygınlaştırıldığı, isimler verilerek ve delilleriyle anlatılıyordu.

Çok ilginç bağlantılar açıklanıyordu belgeselde. Özeti ise çok kısaca şu cümlelerdi;

“İngiliz derin devleti 200 yıldan uzun süredir Türk devletine karşı bir mücadele yürütüyor, hem siyasi hem maddi baskı yapıyor. İngiliz derin devleti binlerce yazar, siyasetçi ve genci etki altına alıp Türkiye'yi yönlendirebileceğini zannediyor, oyunu farketmek lazım. İnsanların çoğu Rus ve Amerikan derin devletini güçlü zanneder, asıl güç İngiliz derin devletidir. Şimdi de Türkiye'yi etki altına almak istiyorlar. Darwinist ve Rumilik(Anadolu Mevlevîliği değil) propagandası ile dünya çapında homoseksüellik akımı başladı, bu fitneyi yok etmek gerekli…”

Düşündüm de kimi Müslümanlar gerçekten çıldırmış olmalı. Müslüman kimliği taşıyan, Müslüman görünen ama Kur'an'dan, ayetlerden söz etmeyip sürekli Rumi'liği öven, ‘İslam'da cinsellik’ üzerine yazılar yazıp, eşcinselliği ve eşcinsel evliliğini destekleyen, Mesnevi'deki –Mevlana’ya atfedilen- sapkın bazı ifadeleri kendi aralarında paylaşan, İslam'da kadının aşağılandığı üzerine yazılmış kitapları tanıtan, Darwinizm'i savunan... Allah'ın lanetlediği ne varsa, Kur'an'a ters düşen ne varsa o konuda çaba gösteren... İslam düşmanlarıyla kol kola boy gösteren kimi 'Müslüman'lar.

Bu kişiler ‘Müslüman reformist’ kimliği altında İslamî kanunların modern hayata göre uyarlanmasını savunuyorlar. Ancak bu başlık altında yalnızca Darwinizm'i ve eşcinselliği savunuyorlar. 

'Kadınlardan Nefret Eden Tanrı' adlı kitabı tanıtıyor biri. Bir başkası, “benim görüşüme göre İslam medeniyetimizle uzlaşamıyor” derken, bunda Peygamberimizin de katkısı olduğundan söz ediyor. Uzlaşamama noktası olarak eşcinsellik konusunu ileri sürüyor. Kendince eşcinselliği İslam ile bağdaştırmaya çalışıyor. Bir diğeri kitabını överek, Darwin'in ‘tanrı’sını arıyor. 

Sapkın cinsellik temalı sergileri tanıtıyor, sapkın resimler, şarap resimleri paylaşıyorlar. Dejenere bir hayatı adeta tavsiye ediyorlar.

Hatta bir kısmı İslamofobinin ancak Müslümanların eşcinselliği ve haklarını savundukları takdirde biteceğini iddia ediyorlar.

Allah'a, mukaddesata aykırı kitap yazan ateist yazarlarla bir aradalar. Söz ettiğim videoda adları geçen bu kişilerin birçoğu, İngiliz Derin Devletinin beyni olan Chatham House ile bağlantılı Quilliam Vakfı mensubu.

İlahi dinler eşcinselliği bir bozulma, sapma, ahlâk dışı tutum, sapkınlık ve günah olarak kabul ediyor. İnsanlık tarihi boyunca bu sapkınlıkları yaşayan kavimler, kutsal kitaplara göre "çirkin ve utanmaz" davranışlar sergiledikleri, saptıkları ve saptırdıkları gerekçesiyle helâk edilmişlerdir.

Lut da; hani kavmine demişti ki: "Siz, açıkça gördüğünüz halde, yine de o çirkin utanmazlığı yapacak mısınız?" (Neml Suresi, 54)

(Allah) Sodom ve Gomora kentlerini yakıp yıkarak yargıladı. Böylece Allah’sızların başına geleceklere bir örnek verdi. Ama ilke tanımayan kişilerin sefih yaşayışından azap duyan doğru adam Lut’u kurtardı. Çünkü onların arasında yaşayan bu doğru adam, görüp işittiği yasa tanımaz davranışlar yüzünden doğru yüreğinde her gün ıstırap çekerdi. Görülüyor ki Rab Kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir. (Petrus’un 2. Mektubu, 2:6-10)

Allah, eşcinsellere gazap ettiğini Kur’an’da haber veriyor. Hz. Lut, eşcinsel olan ve sapıklık içinde yaşayan kavmini uyarıyor ancak kavmi öğüt almıyor. "Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?.." (Şuara Suresi, 160) diyerek kendilerini doğru yola çağıran Hz. Lut'a öfkelenen kavmi onu tehdit ediyor. Hatta, “Kavminin cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka olmadı.” (Neml Suresi, 56) ayetinden anlaşıldığı üzere, kendilerinin "pis" olduklarını kabul ediyor.

Eşcinselliği normal gören ve gösterenlerin, eşcinselliğin, Allah'ın sınırlarını çiğnemek anlamına geldiğini bilmeleri gerekiyor. İnsanı "en güzel bir biçimde" (Tin Suresi, 4) yaratan ve onu "düzgün kılan" Yüce Allah'ın uyarısını göz ardı etmek büyük yanılgıdır.

Haftaya aynı konuya devam edeceğim inşaALLAH.

Dipnot: Son olarak Athena müzik grubunun da eşcinselliği legal hale getirmeye çalışan, toplumda sapıklığı normalleştirmeye çalışan anlayışı destekleyenlerin kulvarında olduğu açığa çıktı. Transların yaşadığı zorlukları (görüntülere göre geceleri fuhuşa çıktıklarında) konu alan ama aslında eşcinsellik propagandası içeren, lağım kokan iğrenç bir klip çekmiş.

“Oncu buncu, şöyle-böyle diye bakmıyor olaya, insana insan olarak bakıyor. Öldüresiye dayak yiyen trans bireyin yardımına başörtülü bir kadın koşuyor. İnsanları kılığıyla kıyafetiyle, cinsiyetiyle, inanışıyla değerlendirmeyin artık diye haykırıyor” ifadeleriyle övülmüş klip.

Yaşam tarzından dolayı bir insana şiddet uygulanması kabul edilemez elbette. İnancımıza göre, nasıl hırsızlığın, cinayetin, terörün çirkinlik olduğunu anlatıyorsak, homoseksüelliğin de Allah’ın haram kıldığı iğrenç bir çirkinlik olduğunu da anlatırız. ‘Hümanizm’ maskesi altında meşrulaştırılmaya çalışılıp telkin edilmesini ise asla kabul etmeyiz.

 

 

 

 

 

 

 

Geçen hafta Burdur Milli Eğitim Müdürü’nün sosyal medya üzerinden yaptığı skandal paylaşım gündeme oturdu. “Bir kadın evinden süslenip çıkıp, evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse, o kadar erkekle zina yapmış gibidir” sözü hadis olarak paylaşılmıştı.

Ne Peygamberimiz(asm)’ın böyle bir hadisi ve en önemlisi Kur’an'da böyle bir ayet ve hüküm yok.  Her güzellikte kadından hoşlanan, etkilenen insanlar vardır dünya üzerinde. Aksi iddia edilemez. Dahası çarşaflı kadınlardan bile tahrik olabilen insanlar mevcut. Bu düşünceye göre her kadın zina yapmış sayılır ki bu bir mantık çöküntüsüdür.

Din, insanların görüşlerine, mantığına göre değil Allah'ın emrettiği şekilde uygulanır. Örneğin Kur’an'da Cennet kadınlarının tenlerinin ve göğüslerinin güzelliğini anlatır. Ancak bağnaz zihniyet bu ayetleri ayıp görür, okumaktan kaçınır. Kendi akıllarınca Allah'a ahlâk öğretirler.

Yakın akrabaları bile kendi kavruk mantıklarıyla haram kılan, “annesinin dizine bakmak evladını tahrik eder” diyen ve kitleleri peşinden sürükleyen sözde hocalar var. 8 milyar insandan milyonlarca farklı görüş çıkabilir. Dini hükümlerde mantık yürütülmez. Allah'ın emirleri geçerlidir.

Söz ettiğim kişiler, Kur'an’da olmayan şeyleri dine ilave etmeye çalışır, Kur'an’da kendi bağnaz inançlarına uymayan şeyleri de reddederler.

Kur’an’a göre, karşı cinsi beğenmek değil zina yapmaktır haram olan. Kur’an’daki kıssalarda görüyoruz ki Hz. Yusuf, kendisinden "murad almak" isteyen ve gömleğini yırtacak kadar taciz eden vezirin karısını kendisi de arzuladığı halde, içindeki Allah korkusu sebebiyle zinayı değil, zindanı tercih etmişti.

Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?" (Yusuf Suresi, 24- 25)

(Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum." (Yusuf Suresi, 33)

Kadını ikinci sınıf görmek, kadını yücelten İslam'ın değil, bağnaz görüşlü karanlık beyinlerin özelliğidir. Özellikle, Hz Adem'i eşinin kandırdığı iftirası ile daha ilk kadından başlayarak, kadını potansiyel günahkâr gören bu zihniyet, sert ve kaba tedbirlerle, kadını kendince 'terbiye etme'ye çalışır.

Bu zihniyet aynı zamanda Kur'an’ı yeterli görmez, Kur'an'ın bazı ayetlerini görmezden gelir, bazı ayetlerini ise kendi çarpık görüşlerine delil göstermeye çalışır. Kur’an’ı –haşa-yeterli bulmadıkları için bu kimseler haddi aşar, ölçüyü taşırır, Allah'ın sınırlarını ihlal ederler.  

İslam'a karşı önyargılı olan insanların, bu gerici zihniyeti gerçek İslam'dan çok iyi ayırt etmeleri gerekir. Kimi cehaletten, kimi sevgisizlikten ve kimi bilinçli olarak dini özünden uzaklaştırmaya çalışan, imanın getirdiği coşkulu sevgi yerine karanlığı yaşayan kişiler, mensup oldukları dini değil, kendi sapkın görüşlerini temsil ederler.

Bağnazlık, Allah’a ve peygamberine iftira atarak, Kur’an dışı hükümlerle dine bakışı mahvetti. İşin daha ilginç olanı ise uydurulan hadislere dayalı dini hak din olarak görenlerin, uydurulmuş recm uygulaması, sakalını kesenin, namazı bırakanın katledilmesi hurafelerini uygulamayıp, IŞİD bunu uyguladığı için IŞİD'i yadırgaması. IŞİD ve bağnazların kullandığı hadis kaynakları aynı. IŞİD sadece fiiliyata döküyor. Din hurafelerden temizlenmediği, kaynak Kur’an olmadığı sürece İslam alemindeki bu zulüm devam edecek.

Kur’an apaçıktır. Peygamberimiz(asm)’ın gerçek sünneti ile uydurulmuş ve Peygamber efendimize iftira atarak hadis adı altında sunulan yalanları ayırt edecek bir mekanizma dünya üzerinde mevcut değil. Haberdeki hadis, temel hadis kitaplarında mevcut. Aynı hadis kitaplarında örneğin recm hükmü de mevcut. Sakalını kesenin veya namaz kılmayanın katlinin gerektiği de yazılı. Bu kaynakları ‘din’ olarak kabul edenlerin, bu durumda bu sözde hükümleri de uygulaması gerekir.

Eğer kaynağınız Kur’an değil de hurafeler ise bu durumda recm de uygulamalı ve dışarıya çıktıkları için zina yaptıkları gerekçesiyle tüm kadınları taşlayarak öldürmeniz, dünya üzerinde hiç kadın bırakmamanız gerekir.

Araştırarak hadislerin doğru ya da yanlış olduğunun tespiti zordur. Allah sadece Kur’an'ı korumuştur. Zamanla çok rahat uydurulabilecek ve sünnet adı altında dinin hükmü gibi gösterilecek hurafeleri dinin aslı olarak görürsek, şu anda olduğu gibi onlarca mezhep ve yüzlerce haram çıkar.

Hadisler, Kur’an'da geçen bazı kıssaların daha detaylı açıklaması için çok faydalı olabilir. Fakat Kur’an'daki hükümler zaten çok açıktır. Kuran'ı anlayarak, kendi dilinde okuyan herkes bunu çok iyi bilir. Hadislerin sadece Kur’an'la mutabık olanları geçerlidir, kıstas Kur’an’dır. Peygamberimiz(asm)’a da Kur’an’da emredildiği gibi;

"Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım..." (Araf Suresi, 203)

"... Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım..." (Yunus Suresi, 15)

Kur’an'da olmadığı halde İslam'da ek hükümler vardır demek, Kuran'ın yeterli olmadığını söylemek demektir. Bu da Kur’an'a uygun değildir. Zira Allah Kur’an'da her şeyin açıklandığını hatta yeteri kadar açıklandığını birçok ayetinde belirtir.

Söz konusu zihniyetin din adına yaptığı uygulamalara şahit oldukça, bunun İslam olduğunu zanneden insanların kalpleri dinden soğur. Birçok insan da büyük bir yanılgıya düşerek İslam’a karşı düşmanlık besler. Bağnazlık ortamı hazırlar, kimi çevreler de kasıtlı olarak, “işte Müslümanlar böyledir, size hayat hakkı tanımazlar, onlar sizi yok etmeden siz onları yok edin” gibi hipnoz yöntemleri uygularlar.

Bu çarpık sisteme çözüm; Kur'an’ı ve gerçek Müslümanlığı ön plana çıkarmaktır. Kur'an bize zorluk yüklemiyor; bize sevinç, özgürlük, rahatlık, barış ve dostluk getiriyor. Üzerimizdeki zincirleri indiriyor, yollarımızı açıyor. Bizi barış yurduna ve kardeşliğe davet ediyor.

… Bu skandal paylaşıma ertesi gün Diyanet'ten yanıt geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı, geçtiğimiz yıllarda gerçek olmayan hadislerin ayıklamasının yapıldığını ve kitaplaştırıldığını belirterek, paylaşıldığı gibi bir hadis olmadığını söyledi. Benzer yüzlerce ‘hadis’ var ve Diyanet bu konuda gecikti. Bunca görevlinin, Kur'an’a uygun olmayan hadisleri ayıklamayı bugüne kadar başaramaması acaip.

Diyanet İşleri'ne bu konuda büyük görev düşüyor… Kur'an'a ve peygambere korkmadan iftira atabilen, kafasındaki karanlığı 'din' diye anlatan bu zihniyeti Allah etkisiz kılsın.

 

Neden Allah'a Yöneliş?

Yaşamın amacı, nefsimizin bitmek tükenmek bilmeyen bencil tutkularını tatmin etmek değil, Rabb'imizin hoşnutluğunu kazanmaktır.

Allah'a yönelmek; yalnızca Allah'a kulluk etmek, O'na tam bir teslimiyetle teslim olmak, dünyevi bağımlılıklardan kurtulmaktır. İşte bu gerçek özgürlüktür.

Blogum, yanlış telkinler ve batıl inanışlardan kaynak bulan din dışı uygulamalardan oluşan, insanı onlarca sayısız ilaha kulluğa sürükleyen sistemi reddederek, Allah’ın sistemine yapılan bir davettir.

"Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." (Müzzemmil Suresi, 8)

Yazılar hepimizin. Blogumdaki yazıları kaynak göstermek kaydıyla dilediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

Flickr PhotoStream


Sponsors