" … Yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lânet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir." (Rad Suresi, 25)

 

Deccalî fitnenin tüm dünyayı kapsadığı günümüzde terör, anarşi, soykırım ve katliamlar yaşanıyor, birbirlerine düşman olan gruplar ülkeleri kana buluyor, masum insanlar, hatta çocuklar zalimce katlediliyorlar. Zulümlerin sebepleri farklı da olsa asıl sebep, insanların din ahlâkının kazandırdığı sevgi, saygı, merhamet ve hoşgörü eksikliğiyle yaşıyor olmalarıdır. Allah korkusunu içinde taşımayan ve Allah’ın huzurunda sorgulanacağından gaflette olan, bu sebeple de kimseye hesap vermek zorunda olmadığını düşünen kişiler her türlü ahlâksızlığı, vicdansızlığı ve bozgunculuğu kolaylıkla yapabilirler.

İnsan, Allah’a yöneldikçe bozgunculuktan uzaklaşır. Kur’an ahlâkını gerçek anlamda yaşamaya çalışan insan şiddet, zulüm ve bozgun amaçlı eylemlerin içinde olmaktan sakınır. Dolayısıyla bozgunculuk, anarşi ve terörün çözümü din ahlâkının yaşanmasıdır.  

Kuşkusuz dün olduğu gibi bugün de tüm yaşananlar Allah’ın kaderidir. Ancak ümitsizliğe kapılmamalı. Allah, Ankara’da yaşanan faciada hayatını kaybedenleri rahmetiyle sarsın, yaralılara şifa versin.

 

Ancak faili/katili doğru yerde aramamız lazım. Katil, vazgeçemediği içgüdüsü terör olan pislik, kahpe, kalleşlerdir.

 

"Bizim ilgilenmekte olduğumuz olgu, silahlı mücadeledir." (Lenin,Proletari, Nr. 5)

 

PKK yitirdiği gücünü yeniden kazanma çabasında. “Barış yanlısı değil, savaşçı olun” mesajı veriyor. Pislik, kahpe, kalleş, şerefsiz komünist terörün amacı insanları ajite ederek yıldırmak, panik oluşturmak ve ümitsizliğe sürüklemektir. Hedefi ise 'korku imparatorluğu'dur, barış değil. Onu da kanla yazar!

 

Kötülüğe, bozgunculuğa ve ateşe çağıran önderler olduğu gibi, insanları hidayete çağıran ve Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmaları için çaba içinde olan samimi insanlar da var. Vicdanlı, samimi inanan insanların birbirleriyle ortak hareket etmeleri, birbirlerine destek olmaları zorunlu. Aksi halde acı dinmeyecek, kan yerde kalacak, zulüm devam edecek... Oturduğu yerden "ah vah" ederek izlemek, tümüne ortak olmaktır.

 

"Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez." (Yunus Suresi, 81) ayetiyle de haber verildiği üzere bozguncular asla galip gelemeyecektir. Dolayısıyla yeryüzünde bozgunculuk yaparak başarı beklentisi içindeki kişiler, gerçekte büyük yanılgıdadırlar.

 

Küfrün önde gelenlerinin ellerindeki güç ve iktidar, tasarladıkları planlar, kurdukları tuzaklar, Allah dilemediği sürece ne kendilerine ne de diğer insanlara fayda ya da zarar veremez. Mülkün ve gücün gerçek sahibi, tek üstün ve güçlü olan Allah’tır. Bu gerçeğe iman eden samimi müminler, insanlık tarihi boyunca ne Firavun'a ne de bir başka kötülük önderine boyun eğmediler.

 

Allah, İslam'ı kansız hâkim edecek; kan isteyeni o kanda boğacak. Gözünü kan değil, aşk bürüyenler kazanacak.

 

"İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır. (Mü'minun,10)

 

 

 

 

Toplumda, kendilerince birtakım hükümler, helaller, haramlar koyan ve böylece Allah’a şirk koşarak yaşayan müşrik bir kesim vardır. Bu insanlar, dini kendi istek, arzu ve çıkarlarına göre değiştirir, kendilerine göre yorumlarlar ve özünden saptırırlar. Kur’an hükümlerinde eklemeler, çıkarmalar ve değişiklikler yaparlar. Kurdukları, artık gerçek dinle ilgisi olmayan yeni batıl bir dindir. Kur’an’da, kendi sınırlarıyla kurdukları batıl dine tabi olan bu insanlardan çok fazla ayette söz edilir:

Hiç şüphesiz Allah'a ve Resûlü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.  (Mücadele Suresi,  20)

Din pırıl pırıl aydınlıktır, ışıktır, huzurdur, ferahlıktır. Kur’an bize aydınlığı, estetiği ve güzelliği anlatır.  Ama Kuran’ın nurundan yararlanamayan, karamsar, kâbus ruhlu bağnaz kişiler, kendi kafalarındaki ve ruhlarındaki karanlıkla, adeta dumanlı, sisli, kirli, puslu bir dünya meydana getirirler, ki o din değildir.

Allah'ın adı bu insanların kalbine girmemiştir, sadece dillerindedir. Müşrik, Allah'a doğrudan yönelemez, araya aracılar koyma ihtiyacı duyar. Araya koyduğu bu aracıların, kendisine Allah Katında yardımcı olacaklarını düşünür. Oysa bunlar onu Allah'tan daha çok uzaklaştırır, şirk koşmasına neden olur. Müşriklerin, Allah’ın huzurunda şefaatçi olacaklarını zannettikleri aracıları putlaştırdıkları, Kur’an'da şöyle haber verilir:

Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah Katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve Yücedir."  (Yunus Suresi, 18)

Müşrik Kur’an'ı bilmediği için, Kur’an ahlâkına da sahip değildir. Hareketleri ve konuşmaları da Kur’an dışıdır. Kur’an'dan uzak olduğundan, onun müminlere sunduğu bütün nimetlerden, bütün ilimlerden, bütün ahlâki güzelliklerden yoksundur.

Müşrikler mutsuz ve karamsar bir ruh haline sahiptirler. Şirk koştukları için sıkıntılar, belâlar, zorluklar peşlerini bırakmaz. Bu sıkıntılar, onların azap ve aşağılanmalarının dünyadaki başlangıcıdır. Ayrıca temizlik anlayışları da yoktur, pistirler.

Tüm bu özelliklerinden dolayı, din adına ortaya çıktıklarında, insanları din ahlâkından uzaklaştıran son derece itici bir görünüm sergilerler. Din ahlâkına hizmet ettiklerini, dinsizlikle mücadele ettiklerini zanneder, fakat dine çok fazla zarar verirler. Kur’an'ı yaşamayan, Allah'ı gerçek anlamda tanımayan bu cahil insanlar, imanı tanımamış olan kişileri Kur’an'dan uzak tutacak her türlü batıl inancı savunurlar. Ayetlerde de belirtildiği gibi, 'zan ve tahminle yalan söyleyen’ bu insanların ileri sürdükleri deliller de tamamen Kur’an dışıdır.

Müşriklerin ana konusu Allah’a karşı yalan uydurup, iftira atmadır. Kendi karanlık kafalarını beğenir, Peygamber(asm)’a, Allah’a karşı iftira düzerler.

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken 'Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (En'am Suresi, 93)

İmanı ve dini henüz tanımamış insanlar, bu müşrik grubun İslam'ı temsil ettiğini düşündükleri ve onların sürdürdüğü yaşamı itici buldukları için, iman etmekten kaçınırlar. Oysa bu kesimin gerçek dini ve Kur’an ahlâkını yaşamadıkları çok açıktır. Kendi ruhlarındaki karanlığı anlatan kişilerin yaptıkları yorum, din değildir. Ruhu sevinç ve Allah aşkı içindeki insanların yaptığı yorum geçerli olandır. Vicdanıyla bakan biri, bu insanların Kuran'dan ve Kur’an ahlâkından haberi olmayan cahil insanlar olduklarını ve gerçek İslam'ı değil, uydurdukları sapkın bir dini benimsediklerini anlayabilir.

 Bağnaz müşrikler çok iyi demagoji yaparlar. Her dönemin bağnazları aynı özelliktedir, yalanları da aynıdır. İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylerler. Pistirler; yaptıkları pisliklere kendileri de şahit olacaklardır. Sahtekârlıklarını, iftiralarını Allah haber verecektir.

"Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir. Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir. (Tevbe Suresi, 94, 95)

Neden Allah'a Yöneliş?

Yaşamın amacı, nefsimizin bitmek tükenmek bilmeyen bencil tutkularını tatmin etmek değil, Rabb'imizin hoşnutluğunu kazanmaktır.

Allah'a yönelmek; yalnızca Allah'a kulluk etmek, O'na tam bir teslimiyetle teslim olmak, dünyevi bağımlılıklardan kurtulmaktır. İşte bu gerçek özgürlüktür.

Blogum, yanlış telkinler ve batıl inanışlardan kaynak bulan din dışı uygulamalardan oluşan, insanı onlarca sayısız ilaha kulluğa sürükleyen sistemi reddederek, Allah’ın sistemine yapılan bir davettir.

"Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." (Müzzemmil Suresi, 8)

Yazılar hepimizin. Blogumdaki yazıları kaynak göstermek kaydıyla dilediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

Flickr PhotoStream


Sponsors