Bozgunculuk Çıkarmayın

29 Eki 2013 In: Kur'an Ahlakı, Toplum, Yaşam

 

 

 "... Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın." (Bakara Suresi, 60)


 
Yüce Rabbimiz, insanlara, kötülük yapmaktan sakınmalarını buyurur; zulüm, zorbalık ve kan dökmekten men eder. Müslümanlar bu sebeple tarihte hiç bir zaman "bozguncu" olmamış, gittikleri her yere, her topluma güvenlik ve huzur götürmüşlerdir.

İslam barıştır. Kur'an merhameti, adaleti, güzel ahlâkı, hoşgörüyü, barışı öğretir. İslam bozgunculuğu lanetler, “Allah bozgunculuğu sevmez”.

 Allah'ın bu emrine itaat etmeyenler, Kur’an ayetlerinde ‘şeytanın adımlarını izleyenler’ ifadesiyle nitelendirilirler. 

Bozgunculuk ve zulüm, "Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez." (Yunus Suresi, 81) ayetiyle de haber verildiği üzere asla galip gelemeyecektir. Allah, bozguncuları amaçlarına ulaşamayacakları konusunda uyarır. Dolayısıyla yeryüzünde bozgunculuk yaparak başarı beklentisi içindeki kişiler, gerçekte büyük yanılgıdadırlar.

Deccalî fitnenin tüm dünyayı kapsadığı günümüzde de terör, anarşi, soykırım ve katliamlar yaşanıyor, birbirlerine düşman olan gruplar ülkeleri kana buluyor, masum insanlar, hatta çocuklar zalimce katlediliyorlar. Ülkeler tarih, kültür ve toplumsal yapı açısından farklı olduğu için yaşanan zulümlerin sebepleri de farklı olabilir. Ancak asıl sebep, insanların din ahlâkının kazandırdığı sevgi, saygı, merhamet ve hoşgörü eksikliğiyle yaşıyor olmalarıdır. Allah korkusunu içinde taşımayan ve Allah’ın huzurunda sorgulanacağından gaflette olan, bu sebeple de kimseye hesap vermek zorunda olmadığını düşünen kişiler her türlü ahlaksızlığı ve vicdansızlığı kolaylıkla yapabilirler. Bediüzzaman bu gerçeği  şöyle dile getirir:

"Hakiki bir Müslüman, samimi bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey, fitne ve anarşidir." (Tarihçe-i Hayat, s. 566)

İnsan, Allah’a yöneldikçe bozgunculuktan uzaklaşır. Kur’an ahlâkını gerçek anlamda yaşamaya çalışan insan şiddet, zulüm ve bozgun amaçlı eylemlerin içinde olmaktan sakınır. Dolayısıyla bozgunculuk, anarşi ve terörün çözümü din ahlâkının yaşanmasıdır.  Şöyle diyor Üstad:

 "Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyunluğa karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var. O da Kur'ân hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin'i, az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye; siyasî, maddî kuvvetler ile susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur'âniyedir." (Emirdağ Lahikası, 2:297)

 İnsan, Allah’ın beğendiği ve emrettiği güzel ve üstün ahlâkla ahlâklandığında çatışmayı, saldırıyı ve savaşı hedefleyenlere, marjinal gruplara asla destek olmaz. Zulme ve bozguna göz yumarak, zalimle birlikte yol almaz. Allah’ın lânetini üzerine almak ister mi Müslüman?

" … Yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lânet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir." (Rad Suresi, 25)



 


 

Bizi Kurtaracak Olan...

8 Eki 2013 In: İttihad-ı İslam, Toplum

 

Özellikle son dönemde, İslam coğrafyasından yeni bir katliam haberi gelmeyen bir gün yok neredeyse. İslam âleminde halkı sorunsuz yaşayan ülke sayısı pek az. Deccaliyetin yaktığı ateş, sürekli yayılıyor.

 

Zulüm, acılar, kan ve gözyaşı durmuyor; artarak devam ediyor.

 

Nasıl duracağı üzerine konferanslar, paneller, tv programları, gösteriler yapılıyor. Sorun ortaya konuyor, analiz ediliyor ama bir çözüm üretil-e-miyor.

 

Çözüm ise tek; Müslümanların birlik olması. Boşuna etrafımızda sorumlu aramayalım çünkü sorumlusu da biz Müslümanlarız. Allah'ın her emri hak ve farz olduğu halde, ümmete karşı olan sorumluluklarını göz ardı eden bizler.

 

Bizler mezhep ayrılıklarına bir türlü son vermedik, Kuran’a sımsıkı sarılıp birleşme emrini göz ardı ettik;

 

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın... ” (Ali İmran Suresi, 103)

 

Dinimizi parça parça kıldık, gruplaştık;

 

“Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir. ” (En’am Suresi, 159)

 

Birlik olmadığımız için güçten düştük, zayıf kaldık;

 

Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider... (Enfal Suresi, 46)

 

Yeryüzünü kana bulayan materyalist ideolojileri fikren yok edecek çalışmalar yapmadık, hakkın hâkim olması için mücadele etmedik;

 

“Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. ” (Enbiya Suresi, 18)

 

Kur'an yerine, din adına uydurulmuş hurafelerle hükmettik;

 

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır. ” (Maide Suresi, 44)

 

Adaleti ayakta tutmadık;

 

“Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın... ” (Maide Suresi, 8)

 

Baskıcı davrandık, sevgiyi yaşamadık ve yaymadık;

 

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur... ” (Bakara Suresi, 256)

 

Allah'a ve Resulüne itaat etmedik. Allah’ın kelâmına uymadık. Bu sebeple sorun ortada ve tespitlerimiz de doğru olduğu halde, çözüme ulaşamadık. Allah bunu bize nasip etmedi, etmiyor. Gerçek anlamda kardeşliği yaşamadıkça da nasip etmeyecektir.

 

 

 

Birlik olmadığımız sürece ne zulüm, ne fitne ve bozgunculuk bitecek, ne akan kan ne de gözyaşları dinecektir;

 

“İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. ” (Enfal Suresi, 73)

 

 

Bediüzzaman da İslâm âleminin başına gelen musibetlerden, dinde ihmalkâr davranan ve ihtilafa düşen Müslümanları sorumlu tutuyor. İslam âleminde yaşanan zulüm ve sefaletin, hatanın karşılığında verilen bir ceza olduğuna dikkat çekiyor. Ancak Bediüzzaman'a göre "bizi kurtaracak olan yine İslâmiyetin merhametidir."

 

Hep suçladığımız şer güçlerin başında, aramızı açmayı görev edinen şeytan vardır. Yarın Allah'ın huzuruna çıktığımızda, şeytanın bizi yoldan çıkardığı mazeretine sığınmamız, bağışlanmamıza yetmeyecektir.

 

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)

 

Zulme seyirci kalmak zalimle birlikte yol edinmektir. Zalimlerle mücadele etmeli, Allah'ın ipine hep birlikte sarılmalı, safları sıklaştırmalı ve zulümâtın dağılmasına vesile olacak Hz. Mehdi’nin zuhuru için dua etmeliyiz.

 

Allah’ın bize işaret ettiği yol, en kolay ve kurtuluşa ulaştıracak tek yoldur.

 

Hiç şüphesiz; Yüce Allah doğruyu söyledi.

 

 

 

 

 Kur’an birçok ayetinde müminlerin kardeşliğine vurgu yapar. “Mü'minler ancak kardeştirler...” (Hucurat Suresi, 10) ifadesi gereği, müminler birbirleriyle çekişemezler, birbirilerine düşmanlık edemezler, etmemelidirler.

İman eden insanlar birbirlerini, hiçbir menfaat beklentisi olmadan, samimiyetle ve Allah’ın hoşnutluğu için sever, yine Allah’ın hoşnutluğu için birbirlerinin dostu olurlar. Bu dostluk, güçlü bir bağın temelini oluşturur ve kan bağıyla oluşan kardeşlik ilişkisinden tamamen farklıdır.  Allah sevgisi ve Allah korkusu üzerine inşa edilen bu bağlılık, Allah'ın dilemesi dışında asla kopmaz. Kardeş kardeşe kan değil, hak bağıyla bağlıdır, iman bağı ile bağlıdır.

Bir arada olmaktan büyük zevk alan, birbirlerini şevklendiren, kendisi için dilediğini inanan kardeşleri için dileyen, kendi ihtiyacı olsa da kardeşi için fedakârlık yapan bu güzel ahlâk özelliklerine sahip insanların beraberliği, dünyevi değerlere dayanan birlikteliklerden tamamen farklıdır. Allah için yaşayan müminlerin kardeşliğini farklı kılan en önemli özeliklerden biri, bu kardeşliğin sonsuza kadar devam edecek olmasıdır.

İbnu Mesud (ra)'dan rivayetle, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurur:

 “Allah’u Teala için birbirini sevenler, cennette kırmızı yakuttan yapılmış yüksek binalarda bulunurlar. Her binada yetmiş bin oda bulunur. Oradan cennet ehline bakarlar. Güneşin dünyadakileri aydınlattığı gibi; onların güzelliği de cennet ehlini aydınlatır. Üzerlerinde yeşil atlastan yapılmış elbiseler vardır. Alınlarında, “bunlar, Allah’u Teâlâ için birbirini sevenlerdir.” ibaresi yazılıdır.”

Ebu Hureyre(ra) da, Resulûllah (asm)'dan şu hadisi rivayet eder;

“Arşın etrafında nurdan yapılmış bir takım minberler/yüksek tahtlar vardır. Üzerinde bir takım insanlar bulunur; onların giysileri nurdur, yüzleri de nur gibi parlamaktadır. Onlar peygamber ve şehit değillerdir; fakat peygamber ve şehitler kendilerine gıpta/hayranlık ile bakarlar.”

Ashab, “ey Allah’ın Resûlü, onların kimler olduğunu bize açıklayın” deyince, şöyle buyurur:

-Onlar Yüce Allah için birbirini seven, meclis kurup sohbet eden ve birbirilerini ziyaret eden kimselerdir.”

Benzer bir hadiste de, “Kıyamet günü bir takım insanlar için Arş’ın etrafında kürsüler/tahtlar kurulur. Yüzleri ayın ondördü gibi parlar. O günde insanlar endişe içindedirler, onlar ise hiçbir şeyden çekinmezler; insanlar korku içindedirler; onlar korkmazlar. Onlar, Yüce Allah’ın kendilerine hiçbir korku ve üzülme olmayan dostlarıdır" buyurur Peygamberimiz (asm).

-Onlar kimlerdir?, diye sorulduğunda ise şu cevabı verir:

-Onlar Yüce Allah için birbirini sevenlerdir.”

Sahabe ve âlimlerin, kardeşlik üzerine söyledikleri sözler de oldukça fazla elbette…

“Allah için sevdiğimiz kardeşlerimiz bize aile ve evlatlarımızdan daha sevimlidir; çünkü, ailemiz bize hep dünyayı hatırlatır, kardeşlerimiz ise ahireti hatırlatır.” (Hasan-ı Basri ve Ebu Kilabe)

“Allah için sevilen kardeşlerle buluşmak, kalpten sıkıntıları söker atar ve üzüntüleri giderir.”

“Bir kardeşin, diğer kardeşinin yüzüne sevgi ve merhametle bakması ibadettir.” (Fudayl b. Iyaz)

Bediüzzaman, risalelerinde kardeşlik, birlik ve beraberliği vurgular ve cehaletten, nifaktan, bölünüp parçalanmaktan ve anarşiden uzak durulmasını ısrarla öğütler. İslâm birliğini hedef olarak gösterir ve “İttihadın meşrebi muhabbettir” der.

"Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız. İhtilâfınızdan istifade eden zalimlere karşı "Mü’minler ancak kardeştirler" (Hucurat Suresi, 10) kale-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz (sığınınız). Yoksa, ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz." (Mektubat)

Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Görmez’in, Müslümanların kardeşliğinin aynı Allah'a, aynı Peygamber'e, aynı kitaba iman etmekten, aynı secdeye kapanmaktan, aynı rükûya varmaktan, aynı kıbleye yönelmekten gelen bir kardeşlik olduğunu ifade eden sözleriyle bitirelim:

"... Kardeşliğimizi ihmal ediyoruz. Halbuki Müslümanların kendi aralarında tesis edeceği kardeşliğin evrensel insan kardeşliğine de faydası olacaktır. Çünkü müminlerin kardeşliği bir başkasına karşı değil, onu besleyen bir kardeşliktir... Kutuplaşmalarda uçlar öne çıktığı için ana yol gölgede kalıyor. Tarihte yaşanmış acı hikâyeleri karıştırarak, oradan birbirimize birtakım öfke ve intikam devşiriyoruz. Hiçbirimiz Sıffin'de de Kerbelâ'da da yoktuk. Ne Çaldıran'da, ne Dersim'de vardık. Ama bugün bütün bunların hesabını birbirimize soruyoruz. Böylece kardeşlik hukukumuzu ve kardeşlik ahlâkımızı ihlâl ediyoruz. Bütün bunları geride bırakmak lâzım, hâle ve geleceğe bakmak lazım. Elbette sorgulamak, hesaba çekmek, yüzleşmek bunlar önemlidir ama affetmek, bağışlamak diye bir şey var. Dolayısıyla yeniden bir İslam kardeşliğini kurmak için de sevgili Peygamberimiz'den alacağımız çok şey var. Hz. Yusuf, kendisini kuyuya atan kardeşleriyle yıllar sonra karşılaşınca, 'Siz beni neden kuyuya attınız?' demedi, 'Kardeşlerim, şeytan aramıza girdi.' dedi. Kur'an-ı Kerim, aynen bize bunu öğretir."

 "... Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (En'am Suresi, 142)

 

 

 

Neden Allah'a Yöneliş?

Yaşamın amacı, nefsimizin bitmek tükenmek bilmeyen bencil tutkularını tatmin etmek değil, Rabb'imizin hoşnutluğunu kazanmaktır.

Allah'a yönelmek; yalnızca Allah'a kulluk etmek, O'na tam bir teslimiyetle teslim olmak, dünyevi bağımlılıklardan kurtulmaktır. İşte bu gerçek özgürlüktür.

Blogum, yanlış telkinler ve batıl inanışlardan kaynak bulan din dışı uygulamalardan oluşan, insanı onlarca sayısız ilaha kulluğa sürükleyen sistemi reddederek, Allah’ın sistemine yapılan bir davettir.

"Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." (Müzzemmil Suresi, 8)

Yazılar hepimizin. Blogumdaki yazıları kaynak göstermek kaydıyla dilediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

Flickr PhotoStream


Sponsors