Var Olan Her Şey Neyi İşaret Ediyor?

Birçok Kur’an ayetinde Yüce Allah bizleri düşünmeye davet eder. Birçoğumuzun göz ardı ettiği bu önemli sorumluluğumuz üzerinde biraz duralım...

Bir zamanlar gözle görülemeyen küçücük bir hücreydiniz. Bu hücre bölündü, çoğaldı, bir et parçası oldu. Sonra görebilen, duyabilen bir insan oluştu. Büyüdünüz... Her yaşınızda yeni bir yüzünüz oldu... Bunun ne kadar büyük bir mucize olduğunu düşündünüz mü?

Evrendeki her şeyin belirli bir ölçüyle yaratıldığını ve tüm evrende kusursuz bir dengenin olduğunu, düşündünüz mü?... Veya şu an ayağınızı bastığınız yerkürenin, saatte 1670 kilometre hızla hareket ettiğini... Yeryüzünün süsleri olan çeşit çeşit bitkilerin nasıl yaratıldığını... Çamurlu topraktan tadıyla, kokusuyla ve rengiyle insanın zevkine uygun meyvelerin nasıl olup da çıktığını...Meyvelerin kabuklarının aslında mükemmel birer ambalaj olduğunu...

Düşündünüz mü hiç; meydana gelebilecek bir doğal afetin bulunduğunuz şehri, evinizi bir anda yerle bir edebileceğini, dünyada sahip olduğunuz her şeyi birkaç saniye içinde yitirebileceğinizi... Hayatınızın büyük bir hızla gelip geçtiğini, bir gün güçten düşerek yaşlanacağınızı, güzelliğinizi ve sağlığınızı kaybedeceğinizi...

Ve ölümü... Onunla ne zaman karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz ama her insan gibi bir gün mutlaka karşılaşacaksınız...

Allah, insanı düşünme yeteneğiyle yaratmıştır. Ve tüm bunlar insanın, üzerinde düşünmesi gereken gerçeklerden yalnızca birkaçıdır....

Her insanın kimi zaman kendisinin dahi farkında olmadığı bir düşünme kapasitesi vardır. İnsan bu kapasiteyi kullanmaya başladığında, o zamana kadar fark edemediği gerçekleri ve güzellikleri görmeye başlar.

Allah, gördüğümüz her şeyi belli bir amaç üzerine yaratır ve insanları bunlar hakkında düşünmeye davet eder:

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

Allah Kur’an’da herşeyin mülk ve yönetimin kimin elinde olduğu sorusuna "Allah" cevabını veren kişilere, "öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?" diye sorar. Ayette geçen büyü kelimesi, insanları toplu olarak etkileyen zihinsel bir uyuşukluğa işaret olabilir. Düşünmeyen insanın aklı uyuşmuştur, görüşü fludur, gözünün önündeki gerçekleri görmemiş gibi davranır, muhakemesi zayıftır. Çok açık gerçekleri dahi kavramaktan yoksundur. Çevresindeki olağanüstü olayların bilincine varamaz; olayların girift noktalarının farkında değildir.

İnsanların yaşadıkları gaflet halinin, birbirlerine adeta miras gibi aktardıkları derin düşünmekten kaçışın kaynağında da bu uyuşukluk vardır.

Oysa insan dışarıda gördüğü yüzlerce insanın yüzü üzerinde bile birçok farklı şey düşünebilir. Bütün insanların fiziksel görünümleri birbirinden tamamen farklıdır ve biri diğerine kesinlikle benzemez. Allah binlerce yıldır, milyarlarca insanı birbirinden tamamen farklı olarak yaratmıştır. Kuşkusuz bu, Allah’ın apaçık varlığının ve üstün yaratmasının delillerinden biridir.

Ancak insanların büyük çoğunluğu bu konuları pek düşünmez. Aniden "şu anda ne düşünüyorsun?" diye sorulsa, son derece gereksiz ve kendilerine pek fayda getirmeyecek şeyler düşündükleri ortaya çıkar. Oysa insan, uyandığı andan uyuyana kadar geçen zaman içerisinde her an "anlamlı", "hikmetli", "önemli" konuları düşünebilir ve düşündüklerinden sonuçlar çıkarabilir.

Düşünmenin yarar sağlaması ve insanı doğru sonuca ulaştırabilmesi için daima olumlu yönde düşünmek gerekir. Örneğin, çok güzel bir insan karşısında, kendi eksikliklerinden dolayı bir eziklik duymak veya kıskanmak, Allah’ın hoşnut olmayacağı bir düşüncedir. Allah’ın rızasını hedefleyen insan, bu güzelliğin Allah’ın kusursuz yaratışının bir tecellisi olduğunu düşünür. Bu kişiye Allah’ın yarattığı bir güzellik olarak bakar ve haz alır. Allah’tan hem kendisi hem de karşısındaki kişi için ahirette gerçek ve sonsuza dek sürecek bir güzellik ister.

Dünyada insanın hiçbir zaman kusursuz olamayacağını, çünkü dünyanın imtihan gereği eksik yaratıldığını düşünen insanın cennet özlemi artar. Kuşkusuz bu, samimi düşüncenin yalnızca bir örneğidir. İnsan yaşamı boyunca bu tarz pek çok olayla karşılaşır. Bu olaylar sırasında Allah’ın razı olacağı bir ahlak sergileyip sergilemediğiyle sınanır.

Düşünmenin kendisine ahireti için bir hayır getirmesi, insanın düşündüğü şeylerden öğüt ve ibret almasıyla doğru orantılıdır. Bu yüzden insanın daima samimi olarak düşünmesi şarttır.

O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah’a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Mümin Suresi, 13)